‘Burada hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz’
Eskiden insanlar mizacına, kişiliğine göre; beden ve vücut yapılarına uygun, kendilerine özgü kan düzeyleri seviyelerine, hatta sinir sistemleri icabı ve gereği beslenirlermiş. Bugün bizim pek çoğumuzun yaptığı hataya düşmeden günde üç öğün değil de bazen günde iki, bazen bir öğünle hatta bazen birkaç günde bir yiyerek öğünlerini geçiştirirlermiş. Günde üç öğün yemek yemek, modern dünyanın insanına en büyük dayatmalardan, sağlık handikaplarından biri olsa gerek.
Bunun yanı sıra insanların karakter yapısına ne tür besinlerin, gıdaların, meşrubatın iyi geleceği de tespit edilip bu tür gıdalarla beslenmeleri ve yeme sıklıkları, öğündeki yeme miktarları böylece salık verilir bilhassa devletin üst düzeyindeki insanların bu şekilde kontrollü ve ölçülü beslenmelerine dikkat edilirmiş.
Aynı şey tıptaki tedavi usul ve şekilleri için de geçerliymiş eskiden. Her hastaya her ilaç verilmez ve aynı doz da uygulanmazmış. İbn-i Sina’nın bu konu üzerinde hassasiyetle durduğu, tedavide mizaç farklılıklarını göz önünde tutarak konuya azami dikkat ettiği de söylenir. Talebelerinin fıtri kabiliyetleri ve eğilimleri yönünde eğiten ve onlara şahsiyetlerinin özellikleri çerçevesinde vazifeler veren, talebelerine bu şekilde davranan Bediüzzaman Hazretleri’nin de bahsi geçen konuda ifade ettiği gibi mesela içtiğimiz su, bazılarına vâcip (ilaç); hastanın mizacına göre su şifa ve ilaç hükmündedir.........
