Nurlu Dershaneler
“…Nur şakirdleri mümkün olduğu kadar her yerde küçücük bir dershane-i nuriye açmak lâzımdır. Gerçi herkes kendi kendine bir derece istifade eder, fakat herkes her bir mes'elesini tam anlamaz. İman hakikatlerinin izahı olduğu için; hem ilim, hem marifetullah, hem huzur, hem ibadettir.”[1]
Yukarıda iktibas olunan cümleden de anlaşılacağı üzere, Muazzez Üstadımızın nurlu dershaneleri açma tavsiyesinin, Kur’an hakikatleri olan Risale-i Nur külliyatının daha iyi anlaşılmasına hizmet gayesi taşıdığını söylemek hatalı olmasa gerektir.
Evet Hakka taraf, hakikate sarraf, tefekkür ikliminde seyyah hizmet erlerinin yetiştirildiği, tahkiki iman nurlarının neşredildiği, kuvvedeki istidatların inkişaf ettirildiği merkezler olmaları beklenen nurlu dershanelerde, galiben “dervişane” bir mananın hükmettiği, irşad ve ikaz silsilesinin sarsılmaz hakikatler yerine bir kısım ‘hatıralar ve tasviratlar’ ile yürütüldüğü esefle müşahede edilmektedir.
Ümmet-i Muhammed’in (a.s) imani, ameli ve ahlaki hastalıklarının tedavi edildiği, “Tam Teşekküllü Hastaneler” misali her türlü manevi müdahalelerin gerçekleştirildiği yerler olmaları arzu edilen nurlu dershanelerin, “Sağlık Ocakları” seviyesinde ümmete hizmet ettikleri görülmektedir.
Bilinen bir müfredata tabi olmadan “zuhurat esasıyla” yürütülen risale talim faaliyetleri, hamiyetlerin ateşlenmesine, dava adamlarının yetişmesine müsait zeminler olma özelliği gösterememektedir. Daha çok dost ve taraftar insanların memnun edildiği “mahfiller” olarak hizmet vermektedir.
İman hizmetinde yapılan faaliyetleri görmek, yapılması elzem ancak ihmal edilen vazifeleri görememek gururu ve ucubu intaç etmektedir. Kovit ile başlayan, Maraş zelzelesi ile memleketi sarsan, bölgeyi büyük bir buhrana sürükleyeceği anlaşılan harp........
