menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstibdatın efendisi (2)

136 0
previous day

Mithat Paşa Davası, tarihin kaydettiği en düzmece yargılamalardan biriydi...

Yenilikçilerin lideri Mithat Paşa yargılanırken, onun en büyük rakiplerinden, gelenekçilerin önderi Adliye Nazırı Cevdet Paşa, Mahkeme Başkanı Ali Sururi’nin hemen arkasında oturuyordu!

Sanıkların avukat tutmasına izin verilmedi... Duruşma gazetelere sözde açıktı, ancak yazılan haberler sansürden geçmek zorundaydı!

-Bu mahkeme işte bu kadar tarafsız, bu kadar adaletliydi!

Diğer sanıklar ifadelerinin büyük işkenceler altında, lağımlara sokularak, aç susuz bırakılarak alındığını söylemek istediler ancak susturuldular... Tanıklardan biri, Abdülaziz’in hekimbaşısı Dr. Marko Paşa, cinayeti Boğaz’ın karşı yakasından gördüğünü sadece bileklerinde değil, kalbi üzerinde de yara olduğunu bile söyledi... “Neden bu durumu ölüm raporunda belirtmediniz?” sorusu karşısında ise apışıp kalacaktı!

Sonunda saptanan senaryo, düzmece belge ve sahtekâr tanıklar marifetiyle karar açıklandı:

Birinci Meşrutiyetin mimarı, Hürriyet Kahramanı Mithat Paşa “Cumhuriyetçi fikirleri” nedeniyle bu sona layık görüldüğünün bilincindeydi... Savunmasına başlarken söylediği şu sözler bir tokat niteliğindeydi:

-Cenabı Hakk’a şükrediyorum, böyle bir mahkemeye hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet ve ülkede fesat çıkarmak gibi bir suçla getirilmedim. Buraya gelişimin nedeni milletime ve vatana sevgimdir!

Mithat Paşa idam edilmedi...

Abdülhamid, içeride olabilecek karışıklıkları göz önüne alarak, idam cezasını “sonsuz sürgün” cezasına çevirdi. Yer olarak da Suudi Arabistan’ın Taif........

© Nefes