YEREL VE KÜRESEL HELAKE YOL AÇAN İKİ VİRÜS: TUĞYAN VE FESAT (6)
YEREL VE KÜRESEL HELAKE YOL AÇAN İKİ VİRÜS: TUĞYAN VE FESAT (6)
Fecr Suresi’nin tarihî kavimler üzerinden önümüze koyduğu o sarsıcı ibret aynasında, ilâhî mizanı çiğneyen medeniyetlerin aniden değil, sistemik bir çürüme silsilesiyle helake sürüklendiğini görmüştük. Surenin 11. ve 12. âyet-i kerimeleri, helak zincirinin pimi çekilmiş o iki tehlikeli halkasını yan yana koyar: Tuğyan ve Fesat. Kur’ân-ı Kerim, antik Ad, Semud ve Firavun prototiplerini anlatırken, onları alelade birer ahlâkî kusurla değil, bu iki ölümcül virüsle itham eder. Peki, tarihin ve sosyolojinin şaşmaz kanunu (Sünnetullah) açısından bu iki kavram arasında nasıl bir münasebet vardır? Açıkça ifade etmek gerekir ki; tuğyan ile fesat arasında kaçınılmaz, matematiksel bir sebep-netice münasebeti mevcuttur. Biri (tuğyan) kökteki zehirli fikir ve ahlâkî kırılma, diğeri (fesat) ise o zehrin sahada, toplumda ve tabiatta ürettiği somut enkaza dönüşmüş neticedir. Geleneksel ve modern felsefî/sosyolojik tahlille bu iki kavramın münasebetini ve modern dünyadaki dehşetli karşılıklarını şu şekilde formüle edebiliriz:
Tuğyan ve Fesat Arasındaki Münasebet (Sebep ve Netice):
Sebep Belirtisi Olarak Tuğyan (Azgınlık/Haddini Aşma/Küstahlaşma): Tuğyan, insanın veya bir gücün kendisine takdir edilen tabiî, ahlâkî ve hukukî sınırları (mizanı) çiğneyip taşmasıdır. Ayette “Ellezîne tağav fi’l-bilâd” (Onlar ki ülkelerinde azgınlık ettiler) buyrularak güç, servet ve iktidar zehirlenmesinin yol açtığı o kibir taşkınlığına işaret edilir. Gücü eline geçiren ve denetlenemeyen her yapı, ilk önce haddini aşar........
