menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Arz-ı Mevud - 4

26 0
05.05.2026

Kutsal topraklar neresi?

Artık fazla ısrar etmenin faydası olmayacaktı… Musa as, “…Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. Artık bizimle, o yoldan çıkmışların arasını ayır.” dedi. Allah, şöyle dedi: “O hâlde, orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme.” (Maide/25–26)

Belalarını bulmuşlardı. Pişmanlıkları çare etmiyordu… Zamanla bu inatçı nesil, bir bir ebedi hüsran yurduna göç etti… Kırk yılın sonunda ise daha imanlı, şuurlu ve itaatkâr Müslüman bir nesil yetişmişti. Musa as, onlarla birlikte artık kendilerine vaat edilen topraklara gitmek üzere yola çıktı… Nihayet Filistin’de Eriha Şehri’ne gelindi. Fakat Musa as’ın ömrü kutsal topraklara girmeye yetmedi. Rivayete göre yüz yirmi yaşında iken vefat etti.

Bugün Hz. Musa’nın kabri, Eriha ve Kudüs arasında bir bölgededir. Selahaddin Eyyubi'nin 1187’de Kudüs'ü fethettiğinde Hz. Musa’nın mezarın bulunduğu yeri rüyasında görür ve oraya külliye ile beraber bir türbe inşa ettirir.

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki Cenab-ı Hakk tarafından kutsal olarak bildirilen ve Musa as’la kavmine vaat edilen yer Kenan ili yani Kudüs’tür. Konumuzun devamında da bahsedeceğimiz gibi daha sonra Kudüs, Davut as’la birlikte inançlı insanlar tarafından fethedilmiştir.

Buradan rahatlıkla şu sonuca varabiliriz. Bu topraklar tevhid inancına sahip insanlara vaat edilmiş ve nihayeti onlar tarafından da fethedilmiştir. Bu gün dahi İsrailoğulları soyundan olan Yahudiler, böyle bir inanca sahip değillerdir. Dolayısıyla “Bu topraklar bize vaat edilmiş.” demelerinin geçerli bir mesnedi yoktur. Tevrat’a göre vaat edilen topraklar

Yukarıda Musa as ve kavminin Eriha’ya kadar geldiğini belirtmiştik. Bu olay Tevrat’ta da benzeri bir şekilde ifade ediliyor. Şöyle ki; kavmiyle birlikte vaat edilen topraklara gitmek üzere Sina’dan ayrılan Musa as, henüz Eriha’ya geçmeden Şeria Irmağı’nın doğusundaki Moav denilen yerde onlara şöyle diyor: “Tanrımız RAB Horev'de (Sina’da) iken bize, ‘Bu dağda yeteri kadar kaldınız. Haydi kalkın, Arava'da, dağlık bölgede, Şefela'da, Negev'de ve Akdeniz kıyısında yaşayan bütün komşu halklara; Amorlular'ın dağlık bölgesine, büyük Fırat Irmağı'na kadar uzanan Kenanlılar ülkesine ve Lübnan'a gidin. Bu toprakları size verdim. Gidin atalarınıza; İbrahim'e, İshak'a, Yakup'a ve soylarına ant içerek söz verdiğim toprakları mülk edinin.’” (Yas.1:6-8)

İsrail bayrağı da bu iddialarını ifade eder şekilde tanzim edilmiş. Bayraktaki iki mavi çizgi Fırat ve Nil nehirlerini sembolize ediyor. Ancak, Tanrı’nın emri, bayrak ve harita üçlüsü birlikte değerlendirildiği zaman iki şey dikkat çekiyor. Birincisi, harita da gösterilmiş olan Fırat’ın doğusu Tanrı tarifinin dışında kalıyor. İkincisi ise Tanrı’nın Sina Yarım Adası’nda bulundukları bölgeden “Gidin vaat ettiğim topraklara girin.” emrinden bu bölgenin de vaat edilen topraklara dâhil olmadığı anlamını veriyor. Hatta Tevrat/Yas.2:1–5’de Tanrı, Sina’daki bulundukları bölgenin kuzeyine doğru gitmelerini, orada Seir denen ülkeden geçmelerini, geçerken o ülke halkıyla savaşmamalarını istiyor. Çünkü Seir topraklarından onlara ayak basacak kadar bile bir yer vermeyeceğini söylüyor ki bu Sina yarım adası kesinlikle vaat edilen topraklar dahilinde olmadığı anlamına geliyor.

Diğer taraftan Moav (haritada ‘Moab’ olarak geçiyor) denilen yerin ve onun kuzeyindeki ‘Ammon’ denilen yeri de tanrıları onlara vaat etmemiş. Tanrı Musa’ya şöyle diyor: “Ammonlular'a yaklaştığında onlara düşman gözüyle bakma, onları savaşa kışkırtma. Çünkü mülk edinmen için Ammonlular'ın ülkesinden sana hiçbir toprak parçası vermeyeceğim. O........

© Milli Gazete