menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni Bir Küresel Merkez Doğuyor

52 0
20.04.2026

​Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Bu süreç artık dünya için bir zorunluluk. Küresel ticaret ve güvenlik mimarisi son yıllarda eşine nadir rastlanacak türden bir "kusursuz fırtına"nın tam ortasından geçiyor. Birbirini tetikleyen jeopolitik krizler küreselleşmenin can damarları olan tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olduğunu en acı şekliyle yüzümüze vurdu. Dünya haritasına yukarıdan baktığımızda Doğu ile Batı'yı birbirine bağlayan üç ana şahdamarın tıkandığını veya ölümcül riskler barındırdığını net bir şekilde görebiliyoruz.

​Bu sistemik tıkanıklıkların ilki Kuzey Koridoru'nun fiilen işlevsizleşmesiydi. Rusya-Ukrayna savaşı ve ardından gelen ağır yaptırımlar silsilesi Çin'den Avrupa'ya uzanan ve Rusya üzerinden geçen bu geleneksel demiryolu rotasını Batılı lojistik devleri için öngörülemez bir mayın tarlasına çevirdi.

​İkinci büyük şok deniz yollarının ne denli bıçak sırtında ilerlediğini gösteren Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz krizleriydi. 2021 yılında dev konteyner gemisinin karaya oturmasıyla kanalın günlerce kapalı kalması küresel ticarette muazzam zararlara yol açmış ve alternatif rotaları stratejik bir zorunluluk haline getirmişti. Bu hatta yaşanan asıl yıkıcı darbe ise 2026 yılında patlak veren ABD/İsrail-İran savaşıyla gerçekleşti. Savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşmesi Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki güvenlik risklerini en üst seviyeye çıkararak Süveyş rotasını adeta bir ateş çemberine çevirdi.

​Üçüncü ve en büyük sistemik kopuş ise yine bu savaşın merkez üssü olan Hürmüz Boğazı'nda yaşandı. Küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin en kritik geçiş noktası olan Hürmüz İran'ın asimetrik ablukası ve fahiş geçiş ücretleri dayatmasıyla 2026 yılının ilk aylarında fiilen kapandı. Nisan 2026 itibarıyla İslamabad'da yürütülen barış görüşmelerinin çökmesinin ardından ABD'nin başlattığı karşı deniz ablukası ve askeri yığınakla birlikte bölge tamamen askeri bir denklemin esiri oldu.

​İşte tam bu jeopolitik darboğazda haritadaki en güvenli ve kesintisiz hat olarak "Orta Koridor" tek çıkar yol olarak parlıyor. Çin'den başlayıp Orta Asya, Hazar Denizi ve Kafkasya üzerinden Türkiye'ye oradan da Avrupa'ya uzanan bu hat hem savaş halindeki Rusya'yı hem de krizin merkezindeki İran'ı bypass ediyor. Üstelik deniz yolunun 35-45 gün süren teslimat süresini 15-18 güne kadar düşürüyor. Daha da önemlisi bu lojistik koridorun omurgasını doğrudan doğruya Türk Dünyası oluşturuyor. Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan ve Türkiye'nin oluşturduğu Türk Devletleri Teşkilatı bu yeni ticaret ağının tam merkezinde "oyun kurucu" bir bölgesel aktör olarak hızla yükselmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Türkiye-Rusya-Çin İttifakı" önerisini de bu bağlamda okumak gerekir. Amaç Batı'dan kopmak yerine eksenin fiziki anahtarlarını elinde tutan Türk Cumhuriyetleri ile birlikte Çin ve Rusya'nın karşısında basit bir "transit ülke" rolünden çıkıp "eşit paydaş"........

© Milat