menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kal ehl-i ve hal ehl-i meselesi

21 0
saturday

Kal ehli, söyleyen, anlatan ve konuşan insandır. Hâl ehli ise söylediğini davranışlarıyla gösteren, sözünü hayatına taşıyan insandır. Elbette konuşmak, anlatmak ve öğretmek de değerlidir. Mesele konuşmak değil, insanın söylediği sözün davranışlarıyla çelişmesidir.

Mesnevi’de anlatılan meşhur papağan hikâyesi, bu çelişkiyi düşünmek için güzel bir örnektir.

Hikâye odur ki; Bir tüccarın kafeste beslediği bir papağanı vardı. Tüccar Hindistan’a gitmeye hazırlanırken papağanına oradaki papağanlara iletmek istediği bir mesaj olup olmadığını sorar. Papağan, özgürce yaşayan diğer papağanlara, kendi durumunu anlatmasını ister.

Tüccar Hindistan’a vardığında papağanın mesajını iletir. Bunun üzerine ağaçta bulunan papağanlardan biri titreyerek yere düşer. Tüccar, kendi sözlerinin bir papağanın ölümüne sebep olduğunu düşünerek üzülür.

Döndüğünde yaşananları kafesteki papağana anlatır. Papağan da duydukları üzerine titreyerek kafesin dibine düşer. Tüccar, onun da öldüğünü sanır ve kafesten çıkarır. Tam o sırada papağan canlanır, uçar ve özgürlüğüne kavuşur.

Hikâyenin tasavvufi yorumunda ise bu olay, insanın alışılmış bağlarından kurtulması ve hakikate farklı bir gözle bakması üzerine bizi düşündürür. Hikâyeyi bugünün insanına uyarladığımızda ise başka bir soru karşımıza çıkar: İnsan, bildiği doğruları gerçekten yaşıyor mu, yoksa yalnızca........

© Milat