menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pasaportun İtibarındır

10 0
12.08.2026

Gündemden gündeme savrulan ülkemiz bu kez güne vize aracı şirketlerine yapılan operasyon haberiyle başladı.

Bağımsız gazeteci İbrahim Haskoloğlu'nun bir süredir gündemde tutmaya çalıştığı ve vatandaşlarımızın yıllardır adeta soyulduğu bu konu birçok vatandaş gibi benim de ilgi alanımda. Çünkü sayısız vatandaş gibi biz de vize almaya çalışıyoruz. 80 yaşındaki annemin kısa süreli Almanya'ya gidebilmesi için vizeye ihtiyacı var ve bunun için aylardır randevu bile alamıyoruz. Üstelik annem hayatının bir kısmı da orada geçirmiş biri. Daha önce vize alabilmek için yaptığımız masraflar ise havaya uçmuş durumda. Vize başvurunuz esnasında pasaport sürenizin geçmesi gibi masraflar.

Şüphesiz ülkemizde bu konuda mağdur milyonlarca kişi var.

Başlı başına vize rezilliği denebilecek bu süreç resmen son 17 yıldır boşu boşuna sürüyor bu ülkede. Avrupa Birliği Adalet Divanının kararına göre Türk vatandaşlarına vize uygulanamaz. Bunun dayanağı da Türkiye'nin Avrupa ülkeleri ile 60'lı yıllarda yaptığı ortaklık anlaşmasıdır.

"Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET - günümüzdeki Avrupa Birliği) arasında ortaklık yaratan Ankara Anlaşması 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanmış, 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe girmiştir."Kaynak: Dışişleri Bakanlığı

Bu anlaşma sonrası gelişen süreçte Avrupa ülkeleri ile Türkiye arasında yakın ilişkiler doğmuştu. Ta ki 1980 askeri darbesinin ardından Almanya Türklere vize uygulama kararı alıncaya dek. Alınan bu kararın ardından diğer Avrupa ülkeleri de Almanya'yı izledi. 1963 Anlaşması adeta unutulmuştu.

Takip eden yıllarda vize müracaatı için istenen belgeler ve ücretler artmaya başladı. Ardından ise "bu konuyu biz hallederiz" diyen aracı şirketler vize kuyruklarında bekleyen vatandaşların hayatının bir parçası oldu. Bazıları tabii ki gerçekten işinizi kolaylaştırıyor ve sonuç alıyordu. Sizden aldığı danışmanlık ücretini hakediyordu.

Ancak bu durum bir şebekeşmeyi de beraberinde getirdi ve birileri bu işten yani vatandaşın sırtından ciddi paralar kazanmaya başladı.

2000'li yılların sonuna gelindiğinde, unutulup giden sözkonusu Ankara anlaşmasından doğan haklar sebebiyle davalar açılmaya başlandı.

İlk önemli karar 2009 yılında çıkan ve kamuoyunda davayı açan kişinin adıyla bilinen Soysal kararı oldu. Bir başka önemli mahkeme kararı da 24 Eylül 2013 tarihli Demirkan kararıydı. Anlamsız vize duvarı hukuki yollardan delinmişti.

Şunu özellikle belirtmemiz gerekir ki Avrupa Adalet Divanı kararları tüm Avrupa ülkelerini kapsayan üst makamdır ve bu kararlar belirleyicidir. Üye ülkeler buna uymak zorundadır. Bu üst mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile karıştırılmamalıdır.

İşin en tuhaf aynı zamanda acı tarafı şimdi başlıyordu.Söz konusu vize kararları çıktığında Türkiye'de hiçbir yetkili maalesef olayın üstüne gitmedi. Başta ilgili bakanlar Ali Babacan ve Egemen Bağış olmak üzere.

Kararların çıktığı ilk gün televizyonlar "Avrupa Birliği........

© Merhaba Haber