Nasreddin Hoca’nın Eğitim Metodu
1980’li yıllar, öğretmenliğimin ilk seneleriydi. Cumartesi ve pazar günleri hatta akşamları bile öğrencilerimi özler; bir an önce okula gitmek isterdim. Bu durum, idari görevlerin bizi sınıflardan uzaklaştırdığı 2011’e kadar devam etti.
“Ben öğrencilerden nasıl ayrılırım, nasıl emekli olurum? Belki de sınıfta ölürüm.” diye hayaller kurarken, zorunlu şartlar sebebiyle 2022 yılında emekli oldum. Çok yoğun olmasa da davet edildiğim okullara gidiyor; bazen öğrencilerle bazen de öğretmenlerle sohbet ediyoruz.
Öğrencilerin dikkatlerini çekmenin artık daha zor olduğunu görüyorum. Bu sebeple sunumlarımda görselliğe ve etkileşime önem vermeye çalışıyorum. Öğretmen arkadaşlarla iletişim problemi yaşamıyoruz. Ne var ki ben tecrübelerimden bahsettikçe onlar da: “Hocam, o öğrenciler yok artık, eski veliler hiç yok.” diye başlayıp peş peşe birçok cümle sıralıyorlar.
Bu duruma üzülüyorum fakat sadece üzülmek çözüm değil elbette. Çözüm ne olmalı, nasıl olmalı? Bu kadar çeldirici unsur varken, çocuklarımız sanal dünyanın kıskacındayken ne yapabiliriz, ne yapmalıyız?
Bu sorular üzerinde düşünürken hayranı olduğum Nasreddin Hoca (1208-1284), düşünce dünyamın kapısını çaldı.
Nasreddin Hoca, tartışmasız bir yaygın eğitim ustasıdır. Her yaştan insana hitap edebilen, farklı bilgi ve kültür seviyelerindeki insanlara mesajlarını ulaştırabilen, şikâyet etmeyen harika bir öğretmendir. Bu yazıda onun hayatını, efsanevi kişiliğini veya nerede yaşayıp yaşamadığını değil; doğrudan eğitim metodunu ele almak istiyoruz.
O; halkın içinde yaşayan, nüktedan, yerinde konuşan, düşündüren, eğiten ve çoğu zaman tek bir cümleyle insanın gönlüne dokunmayı başaran büyük bir öğretmendir. Onun eğitim yöntemi ne kuru nasihatlere dayanır ne de sert otoriteye. Hoca, insanı incitmeden eğitmenin yolunu mizahın içinde bulmuştur.
Bugün modern eğitim dünyasında “eğlenerek öğrenme”, “hikâyeleştirme”, “eleştirel düşünce” gibi kavramlar sıkça konuşuluyor. Oysa Nasreddin Hoca, asırlar önce bu yöntemleri halkın diliyle uygulamayı başarmıştır.
Nasreddin Hoca’nın öğretmenlik anlayışının en dikkat çekici yönlerinden biri, doğrudan hüküm vermek yerine insanı düşündürmesidir. İnsanların çoğu öğüt dinlemekten hoşlanmaz fakat hikâye dinlemeyi sever. Hoca da bunu çok iyi bildiği için hakikati hazır paketler hâlinde sunmaz. Hayatı hikâyeleştirir. Dinleyeni olayın içine çeker; bazen şaşırtır, bazen ters köşe yapar ve sonunda insanı kendi kendisiyle yüzleştirir.
Nasreddin Hoca’ya benzer bir yöntemi, milattan önce yaşamış Beydâba’da da görüyoruz. Rivayete göre Beydâba, anlattığı masallarla zalim bir hükümdarın adil olmasına vesile olmuştur. Yerinde ve uygun teşbihlerle anlatılan hikâyeler, eğitim açısından son derece etkili araçlardır. Beydâba........
