menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şarkılar tutukluyken, insanlar nasıl barışır?

25 0
19.08.2026

Dün politik psikolojinin onur duyduğum dehası Prof. Dr. Vamık Volkan’ın yıllar önce Kürt meselesine bakarken önümüze koyduğu reçeteyi yazdım. Türklerin korkularını küçümsemeden Kürtlerin acılarını anlamaktan; Kürtlerin yaşadıklarını kabul ederken Türklerin hafızasındaki terör ve bölünme korkusunu yok saymamaktan söz ettim. Çünkü gerçek barış, taraflardan birinin hafızasını susturup diğerinin hafızasını kutsamak değildir. Gerçek barış, iki acının birbirinin yanında yaşayabilecek kadar olgunlaşmasıdır.

Bu konuda dün yazdığım yazının, elbette sağcı/solcu farketmeksizin faşist eğilimliler trafından linçleneceğini de biliyordum. Her birinin ellerine sağlık, yanıtlmadıkları için.

Bugün o yazının devamını başka bir yerden yapmak istiyorum.Grup Yorum’dan.Çünkü barış yalnız dağdaki silahların susması değildir.Barış, ülkenin kendi içindeki seslerden artık korkmamasıdır.Ve eğer gerçekten yeni bir dönemden söz ediyorsak, yalnız Kürt meselesinin değil, Türkiye’nin yıllardır çözemediği bütün iç gerilimlerinin üzerine aynı cesaretle bakmak zorundayız.Bunun için önce unutmamamız gereken iki isim var: Helin Bölek, İbrahim Gökçek.

Helin Bölek, Grup Yorum üzerindeki baskı ve yasakların sona ermesi ve adil yargılanma talepleriyle sürdürdüğü ölüm orucunun 288. gününde, 3 Nisan 2020’de yaşamını kaybetti. İbrahim Gökçek ise 323 gün süren ölüm orucunu 5 Mayıs’ta sonlandırdı; iki gün sonra, 7 Mayıs 2020’de hayatını kaybetti.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı da her iki ölümü bu taleplerle sürdürülen açlık grevi ve ölüm orucu sürecinin sonucunda yaşanan kayıplar olarak kayda geçirdi.Aradan altı yıldan fazla zaman geçti.İsimler haber arşivlerine çekildi.Fotoğraflar eski fotoğraflar oldu.Ama bir devletin hafızası gazete arşivi gibi olmamalıdır.Çünkü devletlerin en büyük hatalarından biri, kriz geçtikten sonra onu unutmak ve aynı koşulları yeniden üretmektir.Helin’i ve İbrahim’i bugün hatırlamak, ölüm orucunu kutsamak değildir. Tam tersine, bir insanın sesini duyurabilmek için kendi bedenini son araç haline getirdiği yere bir daha hiç........

© Kıbrıs Postası