Herkes haklı, kimse hakikatle ilgilenmiyor
Bu çağda en kolay şey haklı olmaktır. Herkesin bir gerekçesi, bir açıklaması, bir savunması vardır. İnsanlar ne söylediklerinden çok, neden söylediklerini anlatır. Bu anlatılar çoğaldıkça haklılıklar çarpışır, ama hakikat ortada görünmez. Yine de bu durum umutsuzluk üretmek zorunda değildir. Çünkü hakikate giden yol, haklılıkların bittiği yerde başlar.
Haklı olmak rahatlatıcıdır. İnsana psikolojik bir güven verir. “Ben doğru taraftayım” hissi, belirsizliğin yükünü hafifletir. Oysa hakikat rahatsız edicidir. İnsanı yerinden oynatır, eksiklerini gösterir, bazen susmayı, bazen geri adım atmayı gerektirir. Bu yüzden çoğu insan hakikati değil, haklılığı seçer. Bu bir kötülük değil; bir korunma refleksidir.
Pozitif olan şudur: Haklılıkların çoğalması, hakikatin tamamen yok olduğu anlamına gelmez. Aksine, hakikatin ne kadar ihtiyaç duyulduğunu gösterir. İnsanlar bu kadar çok savunuyorsa, derinde bir yerde hâlâ doğruya ulaşma isteği........
