İmamoğlu davasını takip ediyor musunuz? İnanılmaz şeyler oluyor
Haftanın dört günü sabahı rutinime bir gün önce yapılan İstanbul Büyükşehir Davası duruşmalarında olup bitenleri, yapılan savunmaları okumak da eklendi.
Biliyorsunuz, bir numaralı sanığı Ekrem İmamoğlu olan, bizzat Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından “Yüzyılın davası” olarak adlandırılan, iddianamesi 3500 sayfaya yakın tutan, halen 92’si tutuklu 414 kişinin yargılandığı o meşhur dava bu.
Bugüne kadar savunmasını yapabilenlerin ezici çoğunluğunun isimlerini bile bilmiyorum. Ama yapılan savunmalar beni gerçekten dehşete düşürüyor.
Örneğin sanıklardan biri kendisiyle ilgili yegane suçlamanın bir gizli tanık ifadesi olduğunu, ifade verenin de suçladığı konuya kendisinin bizzat tanık olmadığını, tanık olan kişi diye adını verdiği kişinin ise savcılık tarafından sorgulanmadığını anlattı.
Bu kişi aylardır tutukluydu. Ben anlattıklarını okuyunca dondum kaldım.
Geçen gün başka bir isim savunmasını şöyle bitirdi:
“Benim burada olmam, altı aya yakındır hapiste olmam, Hukuk Güvenliği ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Özgürlüğümden mahrum bırakılmamın tek nedeni özensiz bir soruşturma, varsayımlara dayalı bir iddianamedir. ….. Peki ben neden işimden ve ailemden ayrıldım? Günlerce tahtakuruları dolu, pislik içinde yerlerde bekletildim? Aylarca cezaevinde yer yatağında yattım? Neden 28 kişilik koğuşta 55 kişi dip dibe kaldım? 10 metrekarede 10 kişinin neredeyse üst üste yaşadığı, leğende çamaşır yıkadığı, 55 kişi aynı tuvaleti, banyoyu kullandığı bir yerde hangi gerekçeyle tutuldum? Altı aya yaklaşan esaretin telafisinin mümkün olmadığının ben........
