menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dijital çağda bütün şiirler iptal mi yoksa şiirde yeni bir doğuş mu yaşanıyor?

16 0
19.01.2026

Yalnızca bir edebi tür olarak şiiri değil, insanlığın geleceğini ilgilendiren bu soruyu yeni şiir kitabım Bütün Vapurlar İptal bağlamında yanıtlamaya çalıştım. Kitaptaki şiirlerin internet adresini de yanıtlardan birinde veriyorum. İsterseniz önce oraya gidip şiirleri okuyabilirsiniz.

Tüm zamanımıza el koymuş olan Dijital Çağ bu türden kolaylıklar da sağlıyor.

Yeni şiir kitabınız Bütün Vapurlar İptal’in arka kapağında “Bozcaada benim şiir ülkem” diyorsunuz. Ne demek bu?

Pek çok şey. Ana konum, birinci konumum, esin kaynağım, pergelimin ayağının olduğu yer, ikametgahım, sılam, efsaneler alemine açılan kapım… 1988 yılında tanıştığımızdan beri adayla şiir üzerinden cilveleşiriz. Şiirlerle onu anlamaya, anlatmaya, duygularımı ifade etmeye, kendimi ona beğendirmeye çalışırım. Beş kitap oldu: “Dedim ki Poyraza”, “Adada Bir Yaz Günü”, “Uçuşur Ege Rüzgarında”, “Büyüyor Üzümler Bağlarda” ve şimdi de “Bütün Vapurlar İptal”. Bunların çoğu adanın rüzgarlarını, börtü böceğini, çiçeklerini ve insanlarını anlatan adalı şiirlerdir. Pastoral yanları ağır basar, çünkü ada doğanın dekor değil gerçek ortam olduğu bir yerdir. Rüzgâr, özellikle poyraz, efendimizdir. Git derse gideriz, gel derse geliriz. Bazen bizi günlerce koynuna almaz, bazen de kapısını açıp dışarıya bırakmaz. Ta ki sonunda bir gün “Bu kadar gezmek yeter!” diyene kadar!

Çeşitli türlerde yazıyorsunuz. Ne yapıyor ada size bir yazar olarak? Fabrika ayarlarınızı şiire mi alıyor?

Biraz öyle. Buraya gelince şiirce konuşmaya başlıyorum. Biliyorsunuz benim birçok şapkam var, akademisyenim, televizyoncuyum, köşe yazarıyım, romancıyım, medya yöneticisiyim, şuyum buyum…. Şair tarafımı Bozcaada dışında pek öne çıkartmıyorum. Şunca yıl sonra, 40 kitaplı bir yazar, bol konferanslı “iletişim duayeni” olsam da ‘Bozcaada’nın şairi’ denmesi hoşuma gidiyor. Şiirin ilk göz ağrım olmasının da etkisi olmalı.

Dar gelmiyor mu o tanım? Vatan şairleri var, sınıf şairleri var, din şairleri var. Bozcaada ne ki, minicik bir yer, haritada bir nokta!

Pek çok kez söyledim. Bozcaada, bakmasını bilene bir mikro kozmostur, mini evrendir. Ne cennettir ne de cehennem. Her ikisidir de. Evrende iyi kötü ne varsa hepsi burada da vardır. Adaya geleli neredeyse 40 yıl oldu. Burada bir tek gün bile yabancı olarak yaşamadık, adalılarla hep içli dışlı olduk. Her türlü yakınmalarını dinledik, sırlarını öğrendik. Ne aşklar gördük, ne ihanetler, ne kalleşlikler, ne yiğitlikler… Of ki off… Adalılar zemzemle yıkanmış değillerdir, çıkarcı ve ihmalkar olabilirler, işlerine gelirse adalarını satarlar, satmışlardır, ama bazen de üzerine titrer, onun için ejderha gibi kabarırlar. Yani, dünyaya bakmasını bilen bir şair için adanın malzemesi zengindir. Sait Faik gibi “haritada bir nokta” deyip geçemeyiz, bizim ada tüm noktalama işaretlerini kapsar.

Nasıl yani?

Bazen dünyayı açıklamak için ‘iki nokta üst üste’, bazen soluk almak için ‘noktalı virgül’, bazen geleceğe bağlanmak için ‘üç nokta yan yana’, bazen Polente’de güneşi batırırken ‘ünlem’, bazen kasabada dolaşırken “soru işareti”, kaçamak yapmak isteyenler için “virgül”, salgından kaçanlar için “çift tire”. Oysa pek çok kişi Ege’nin tarihine salt “çarpma ve bölme” işaretleri olarak baka gelmiştir. O zaman da ya sadece en üstteki tabakayı görüp derinlemesine anlamamış ya da yanlış anlamıştır.

Hatırladım, “Düz hat üzerinden bir yöne doğru ilerleyen tek boyutlu gelecek tasavvurundan kolayca kurtulamıyoruz, oysa bir pentimetoyuz” demiştiniz bir Homeros Okuması’ndan önce.

Bu yıl 25. kez gerçekleştireceğimiz o okumaları da biraz da bunun için yapıyoruz aslında. Bozcaada bunun için zor bulunur bir mekan. Geçmişin katmanları mitolojik bir sis içinde birbirine karışmış burada. Hani Latin Amerika’nın “büyülü gerçekçiliği”nden söz ediliyor ya, bizimkisi “katmerli gerçekçilik”tir. Hepsi aynı anda birbirine geçmiş. Eşzamanlı, “hemzaman”dır, İngilizcesi “concurrent”tir. Akıştır.

Nedir pentimento dediğiniz?

Aynı tuval üzerine yapılmış kat kat resimler… Evet, o konuşmada dediğim gibi Anadolu tarihi için kullandığım pentimento........

© İz Gazete