menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çetin Emeç’e borcumuz var

25 0
09.03.2026

Geçen Cumartesi günü Çetin Emeç’i bıraktığımız yere geri döndüm tam 36 yıl sonra. O gün, Cağaloğlu’ndaki Hürriyet binasından buraya Emeç’in tabutunu taşıyan cenaze arabasının şoför mahallinde gelmiştim. Bu kez Levent’ten yürüdüm. Zincirlikuyu mezarlığının nizamiyesindeki çinili yazı hala “Her canlı ölümü tadacaktır” diyordu.

Mezarlıklar kolay değişmez. Kentler yıkılıp gittikten sonra bile ayakta kalır bazıları. Çetin Bey’in kabrinin olduğu yere yaklaştıkça son 36 yılda oranın çok değişmiş olduğunu fark ettim. Çoğu “aile kabristanı” ilan edilmiş olan mezarlar büyümüş, genişlemiş, mermer apartmanlar gibi yükselmişti. Mezar taşlarının üzerindeki isimlerin birçoğunu tanıyordum: Seçkinler, iş adamları, yüksek bürokratlar ve mafya babaları…

Ve hemen arkalarında, hepsi için dikilmiş dev bir mezar taşı gibi yükselen 40-50 katlı bir bina!

Aklıma 7 Mart 1990’da cenazeyi Nuruosmaniye’den Hürriyet binasına omuzlarda taşıyan büyük kalabalık geldi. Milliyet gazetesini geçtikten az sonra birileri “Emeç’in katili oligarşi! Emeç’in katili oligarşi” diye slogan atmaya başladı. Çetin Emeç solcu değildi, seçkinlerdendi ama sağdan soldan fark etmez, her türlü sahtekarlıktan nefret ederdi. Kim bilir hangi sol fraksiyonun kalkıştığı olan bu cenaze “kaçırma” oyunu onu ifrit ederdi. Öfkeli patlamalarıyla da tanınan Emeç’in bayrağa sarılı tabutuna baktım o an. Başını kaldırıp bu saygısızlara fırça atmasını bekledim belki de.!

Bir şey olmayınca anladım ki, kaybımız kesindir ve ölümün en acı yanı hiçbir şekilde geri dönüşü olmayışıdır.

Slogancılar az sonra sustu. Bayrağa sarılı tabutu Hürriyet binasının önünde cenaze arabasına........

© İz Gazete