Siyasette transfer sezonu
Siyaseti takip etmeyi oldum olası sevmişimdir. Öyle film izler gibi değil ama… Sessiz, sakin derinden gelen bir hazla takip etmek.
Günlük hayatımızda doğrusunu bildiğimiz yalanları dinlerken, “eeee, sonra n’olmuş anlat bakalım” derken duyduğumuz haz var ya. Tam olarak o işte.
Kürsülerden birbirlerine ateş püskürenlerin meclis lokantalarında yan yana pirzola yediklerini, protokollerde el ele tutuşarak birbirlerini yolcu ettiklerini gördükçe insanın içi bir hoş oluyor. Sanki olması gereken oluyormuş gibi huzurla doluyor. “İşte bu” diyorsun. Sonunda “normalleşiyoruz.”
Bu nasıl bir normal, nerenin normali bilinmez. Ancak çok yakın geçmişte ana muhalefet partisi genel başkanı bu süreci başlatıyorum diyerek uzun süre sonra cumhurbaşkanını genel merkezlerinde ağırlayıp el sıkışmıştı. Sonrasında normalleşme başladı, CHP’li 22 belediye başkanı tutuklandı. 1 milletvekili ve 16 belediye başkanı partisinden istifa edip AKP’ye geçti. Bütün bu olanlardan sonra akıllara hoca ile cemaat deyimi geliyor. Genel başkan el sıkışırsa partili rozet bile takar…
O rozeti son olarak Afyonkarahisar Belediye........
