menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Bir Daha”sının Olmama İhtimali

15 0
03.02.2026

Hüzün, insanın kendisiyle yaptığı en uzun konuşmadır.

Ne bir çığlık kadar gürültülüdür ne de bir sessizlik kadar görünmez…

İçten içe akar, insanı yormaz gibi yapar ama zamanla omuzlarına tarih yükler.

Kaybettiği anılarını, kalbinin çırpınışlarını, yitirdiği sevincini, giydiği hüznün şeceresini tek tek yükler tarihin yapraklarına…

“İnkisar” kavramı, çöküşü değil; muhasebeyi ifade eder. Hüzün, burada kişinin kendisiyle hesaplaşma biçimidir. “Olan” karşısında “bir daha olmasın” duasıyla kıvranıştır. Yaşaran gözlerin kirpik uçlarına birikmesidir.

Hüzün yalnızca kalbe ağır gelen bir acı mıdır?

Hüzün, bireysel bir duygu olmanın ötesinde, insanlık tarihinin ortak bilinç hâllerinden biridir. Psikolojik bir kırılma değil; aksine zihinsel bir derinleşme anıdır. İnsan, yaşadığı olayların yalnızca sonucuyla değil, o sonuçların doğurduğu anlamla yüzleştiğinde hüzünlenir. Bu yönüyle hüzün, düşüncenin ahlâkla temas ettiği eşik noktasıdır.

Hüzün çoğu zaman bir kayıp değildir yalnızca; bazen bir idrakin gecikmiş hâlidir.

İnsan, başına geleni değil; başına gelenin anlamını kavradığında hüzünlenir. Bu yüzden çocuklar çabuk ağlar ama çabuk da unutur; yetişkinler ise nadiren ağlar, sıkça hüzünlenir.

Tarih bu duygunun en sadık tanığıdır. Endülüs düşerken, Gırnata sokaklarında yükselen sessizlik bir yenilgiden çok daha........

© İnsaniyet