Alın Teri
Yokuştan aşağıya doğru hızla gelen kare şeklinde el arabası, neredeyse küçük bir pikap ebatlarındaki yüküyle kâğıt toplayıcı, ayaklarını sürüyerek kâh fren yaparak kâh bırakarak usta bir kontrolcü edasıyla ilerliyordu. Yanıma kadar geldi, dinlenme ihtiyacı hissetmiş olmalı ki durdu.
Göz göze gelmiştik bir anda.
Yanakları içine geçmiş, gözleri çukur, esmer, derinden bakan bir siması vardı.
Normalde böyle insanlarla göz göze gelmek istemeyebilirsiniz fakat o an kendiliğinden gelişmiş ise bazen kafa sallayarak ya da göz teması ile selamlaşıverirsiniz.
İşte o anda aniden gelişen bir hissiyatın tezahürü olarak belki de ortaya çıkacak ibretlik bir dersin planlayıcısı olacak şekliyle “işleriniz nasıl?” deyiverdim.
Allah’a şükrediyorum, sağlıklı olduğum için dedi.
Olmuyor dedi. İlk zamanlar zorlandım fakat sonra alıştım, şimdi ise işimi yapıyorum dedi.
Peki bu kağıtlardan ne kazanacaksın ki dedim?
Bu kağıtlardan kazandığımın miktarı önemli değil, alın teri ve helalinden olması önemlidir bu yönüyle altından da kıymetlidir dedi.
Zaten cevap vermeye de fırsat bırakmamıştı.
Gazına basılan bir aracın hızlanması gibi yokuş aşağı yoluna devam etti.
Yola devam etse bile karşımda anbean büyüyen mütevekkil bir insan silüeti bırakmıştı. Kelamıyla şükreden, bakışlarıyla hamdeden, ahvaliyle ibadet eden tevekkül sahibi bir insanın halet-i ruhiyesinin resmiydi bu.
Sağlık nimetinin farkında,........
