PISA 2025 sonuçlarından bir başarı hikayesi çıkar mı? 25 Eylül 2026
“Bir ülkenin PISA'da puanının yükselmesi elbette önemlidir. Ancak bu yükselişin nedenlerini anlamadan, doğrudan “Eğitim sistemimiz büyük bir başarı gösterdi” sonucuna varmak bilimsel açıdan yeterli değildir.”
Ankara üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi, Temel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi, Matematik Eğitimcisi Prof. Dr. Sinan Olkun ile PISA 2025 sınavı sonuçları üzerine konuştuk.
Son günlerde MEB ve çeşitli akademik çevrelerce Türkiye’nin 2025 yılında yapılan ve sonucu yeni açıklanan PISA 2025 sınavında almış olduğu sonuca göre Türkiye'nin matematik, fen ve okuma puanlarının yükseldiği ve bunun çok büyük bir başarı olduğu yönünde iddialar ortaya atıldı.
Sizce de durum böyle mi? Sizin perspektifinizden de bir başarı hikayesi görünüyor mu?
Buradan bir başarı hikayesi çıkarabilmek için bazı soruların yanıtlanması gerekiyor. Şimdi ben bazı sorular soracağım ve bu soruların yanı sıra kendi gözlemlerimi sunacağım. Benim gözlem ve yorumlarımla ayrıntılandıracağım bu sorulara umuyorum ki yetkililer de kendi açılarından bir yanıt verecektir.
Öncelikle PISA'nın neyi ölçtüğünü doğru anlamak ve anlatmak gerekir
PISA bir olimpiyat değildir.
Bir yarışma değildir.
Bir ülkenin en başarılı öğrencilerini seçip yarıştırdığı bir sınav da değildir.
PISA, OECD tarafından 15 yaşındaki öğrencilerin matematik, okuma ve fen alanlarındaki bilgi ve becerilerini gerçek yaşam durumlarında kullanabilme düzeylerini değerlendirmek amacıyla uygulanır.
Burada çok önemli bir ayrıntı var: PISA, ülkelerin genel eğitim durumunu değerlendirmek için örneklem kullanır. Yani bir ülkedeki bu yaş grubunda bulunan bütün öğrenciler bu sınava girmez. Yaş grubunu temsilen seçilen birkaç bin kişilik bir örneklem sınava alınır.
Dolayısıyla sınava giren öğrenciler, Türkiye'deki bütün 15 yaşındaki öğrencileri temsil edecek şekilde seçilir. Bu koşullar doğru uygulandı ise PISA'ya katılan öğrencilerden elde edilen sonuçlar, doğru koşullarda, ülkenin genel eğitim sistemine ilişkin önemli bilgiler verebilir.
Elimizde aksine somut bir veri olmadığına göre sonuçları yakından incelemeye başlayabiliriz.
“PISA 2025 sonuçları, Türkiye'deki öğrencilerin uygun öğretim ve öğrenme koşulları altında daha yüksek matematik performansı gösterebildiğini düşündürmektedir. Ancak bu yükselişin ne ölçüde özel hazırlık, öğretim uygulamaları, örneklem özellikleri veya diğer etkenlerle ilişkili olduğunu belirlemek için daha ayrıntılı analizlere ihtiyaç vardır.”
MEB ve OECD’nin yayımladığı raporlara bakıldığında 2002’den beri minimal de olsa artan bir ortalama başarı olduğu görülüyor. Hatta PISA 2022’ye göre diğer OECD ülkelerinde kısmi düşüşler yaşanırken (genellikle pandemi nedeniyle) Türkiye’nin ortalamasının artış içinde olması ayrıca dikkate değer.
O halde sorulması gereken en önemli soru şu olmalı:
Soru 1. Madem başarı istikrarlı bir şekilde artıyordu, 2024 yılında neden köklü müfredat değişikliğine gidildi?
Bu konu, tartışmanın en önemli noktalarından biridir.
Türkiye'de ilkokul matematik öğretim programı 2004–2005 döneminden itibaren önemli bir değişim sürecine girdi. Daha sonra çeşitli güncellemeler ve yenilemeler yapıldı.
2017–2018 döneminde yeni öğretim programları uygulamaya konuldu. Ancak bunun da 2004-2005’teki programın paralelinde bir revizyon olduğu söylenebilir.
2024 yılında ise Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında yeni ilkokul matematik programı geliştirildi.
Şimdi burada şu soruyu sormak gerekiyor:
PISA 2025’e giren öğrenciler önceki programlarla yetişen öğrenciler olduğuna göre, bu öğrencimizin matematik başarısı yıllar içinde yükseldi ise, neden yeni ve kapsamlı bir program değişikliğine ihtiyaç duyuldu?
Bu soruyu sormak, yeni müfredata karşı olmak anlamına gelmez.
Tam tersine, bir müfredatın neden değiştirildiğini, hangi sorunları çözmek için değiştirildiğini ve yeni programın hangi kanıtlara dayandığını sormak, eğitim biliminin temel gereğidir.
Bir müfredat değişikliğini değerlendirirken şu soruların yanıtı bilinmeli:
Önceki programın hangi kazanımları öğrenciler tarafından yeterince öğrenilemedi?
Hangi matematiksel becerilerde sorun yaşandı?
Yeni program hangi araştırma bulgularına dayanıyor?
Yeni programın öğrenci başarısını artıracağına ilişkin nasıl bir değerlendirme yapıldı?
Program değişikliğinin etkisi nasıl ölçülecek?
Eğer bu sorulara açık yanıtlar veriliyorsa, müfredat değişikliği bilimsel bir zeminde tartışılabilir.
Ama yalnızca “Yeni müfredat geldi, dolayısıyla eğitimimiz gelişiyor” demek yeterli değildir.
Çünkü bir müfredatın niteliğini belirleyen şey yalnızca belgede yazan hedefler değildir.
Öğretmenin sınıfta ne yaptığı, öğrencinin ne öğrendiği ve öğrenmenin nasıl değerlendirildiği de aynı derecede önemlidir.
Program değişikliği ile........
