We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Aslında o şiirde babası ölmedi

3 0 0
09.07.2019

(Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum…)

1953 yılında, Ankara’da Mülkiye üçüncü sınıfta okumaktadır genç adam. Seniha adlı, Bilecik’teki ortaokuldan sınıf arkadaşı olan kıza vurulmuş, onunla evlenmek istemektedir. Şubat tatilinde, durumu iki kız kardeşiyle yaşayan babasına anlatmak için İnegöl’e gelir. Bir, iki gün geçer konu açılır. Baba, “Daha erken. Mesleğinde ilerle sonra evlenirsin” der. Oysa iki ay önce kendi aralarında nişanlanmışlardır. Baba bunu duyunca üzülür, kırılır: “Niye bizim haberimiz yok. Okulunu bitir, ekmeğini eline al. Benim durumumu biliyorsun, ben sana bir şey yapamam ki…” Genç kararlıdır, “Ben bir şey istemiyorum, biz evleneceğiz” diye ısrar eder. O zaman baba kestirip atar: “Ben şimdi evlenmeni istemiyorum, evleneceksen git kendin evlen!”
Birkaç gün daha İnegöl’de kaldıktan sonra okuluna döner genç. Hemen sonra, babasına duyduğu kırgınlıkla sonradan çok meşhur olacak bu şiiri yazar:

"Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum…
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?"

O ŞİİRİN SIRRI ORTAYA ÇIKTI

Özetle, zannedildiği veya kullanıldığı gibi o genç, yani Cemal Süreya “Sizin Hiç Babanız Öldü mü?” şiirini babası öldüğünde değil (basit bir hesapla şiir 1953’te yazıldı, babası ise 1957’de hayatını kaybetti), babasına evlenmesine karşı geldiği için kırıldığında yazmıştır. Bir anlamda 1953’te bir süreliğine babasını kendi içinde öldürmüş; ama sonra, kendisi ve ailesi için büyük fedakârlıklar gösteren ve türlü sıkıntılara göğüs geren “Süslü Hüseyin”le barışmış ve onu hep çok sevmiştir.
Bu, 1931’de Erzincan’da doğan ve 1990’da kaybettiğimiz dev şair Cemal Süreya’nın hayatından çok da karamsar olmayan bir kesit. Ama biliyor ve bu kitapla bir kez daha anlıyoruz ki onun yaşamöyküsü biraz da kendinden kaynaklanan bir trajediydi.
Cemal, Perihan ve Ayten… Üç kardeşten ortancası Perihan Bakır, ağabeyi Cemal Süreya’nın bir kısmı ilk kez günışığına çıkan yaşamını anlatıyor bu kitapta. Elbette aslında çokça da kendi yaşamı bu Perihan Hanım’ın; hatta üç kardeşin hayatı. Anlatırken, çok sevdiği ağabeyi konusunda pek objektif olduğu söylenemez. İhtilaflı ve daha önce farklı anlatılan noktalarda, mesela ağabeyinin sarsıntılı ilişkileri ve evlilikleri konusunda çoğu zaman Süreya’nın tarafından bakıyor, onu kolluyor. Ama neticede ağabeyi işte.

SİZE NEFESİMİ BIRAKIYORUM (Perihan Bakır - Everest Yayınları)

KAMYONLA GELEN SÜRGÜN

Trajik bir hayat dedik. Bu trajik hayat Erzincan’da başlıyor. Pülümürlü kökenler aslında varlıklıdır. Baba Hüseyin ise Erzincan Karatuş Köyü’nde çiftçidir ve köydeki Güllü’ye (Beyaz) âşıktır. Erzincan Merkez’e taşınılınca evlilik planı bozulur ama güzel giyimi nedeniyle “Süslü” lâkabını alan Hüseyin ısrarlıdır, kızı kaçırır gelir.
O yıllarda Erzincan’da kamyon çok azdır. Hüseyin ve ağabeyi aldıkları kamyonla taşımacılığa başlar. Bir o kullanır, bir diğeri. 1931’de Erzincan Merkez Molla Güzel Mahallesi’ndeki evde Cemal Süreya (Seber) doğar. 1936’da Perihan, 1937 Aralık ayında da Ayten dünyaya gelir.
1934’te “Doğudan Batıya, Batıdan Doğuya Yerleştirme Yasası” çıkmıştır. O yıllarda bir gün, kamyon yüzünden şehirdeki bir albayın kayınbiraderiyle münakaşa yaşanır ve aile sürgüne gönderilir. Evi ve kamyonu yok pahasına satabilen aile Bilecik Kurtköy’e doğru trene bindirildiğinde Cemal Süreya 6 yaşındadır.
Artık varlıklı sayılabilecek hayat bitmiştir. Üstelik buna bir de, 10 Haziran 1938 günü, Cemal yedi, Perihan iki yaşında, Ayten de altı aylıkken hamile anneleri Beyaz’ın ölümü eklenir.

YANLIŞ TERCİH: İŞKENCECİ ÜVEY ANNE

Babaanne, anne olur üç kardeşe. Cemal, amcanın yanına, İstanbul’daki Beyoğlu 37. İlkokulu’na gönderilir. Çok zeki ve başarılıdır. Mahalle arkadaşları ile Cihangir Camisi’ne de devam etmektedir. Orada da başarılı olduğundan hoca ödül olarak ona iki kez Cihangir........

© Habertürk