We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Fikri iktidar neden olunamadı?

59 16 5
23.10.2020

2014 yılının sonuydu. İslam dünyasının içine girdiği kaotik ortam bizleri derinden sarsıyordu. Terörün, çatışmaların, işgalin, savaşların, zorunlu göçlerin pençesinde kıvranan onlarca İslam ülkesi vardı. Binlerce insan ölüyordu, on binlercesi yerlerini yurtlarını kaybediyordu.

Fakat biz bundan daha derin ve daha önemli bir sorunumuz olduğunu düşünüyorduk: Fikren tükenmişlik.

Aslında yaşadığımız sorunları, Müslüman dünyasının yeni bir fikir üretememesinin, düşünce kısırlığına yakalanmasının sonucu olarak görüyorduk.

Bir çıkış yolu arıyorduk bu yüzden.

MALEZYADA’DAN ALDIĞIM ÇARPICI CEVAP

Ankara’daki görevlerimden ayrılınca bu konuya daha çok kafa yormaya başladım. Kendi aramızda konuştuğumuz “İslam’ın Asya tecrübesi” diye bir konu vardı. Acaba aradığımız çıkış yolu o olabilir mi diye düşündüm ve 2014 yılının sonuna doğru Malezya’ya gittim. Malezya İslam Üniversitesi Türkiye’den çok sayıda akademisyen ve entelektüelin eğitim aldığı bir yerdi. Güçlü bir alt yapısı vardı.

Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde bir profesörün karşısına oturdum.

“Bizim bir sorunumuz var. İslam dünyası kaotik bir döneme girdi. Asya tecrübesi belki buna çözüm olur diye düşündüm. Sizin buradan İslam dünyası için bir çıkış yolu öneriniz, bir fikriniz var mı?” diye sordum.

Hoca tebessüm etti. Hiç beklemeden şunu dedi: “Siz Payitaht İstanbul’dan geliyorsunuz. Yüzlerce yıldır İslam dünyasının ihtiyaç duyduğu fikir, düşünce ve siyaset sizin orada üretilirdi ve İslam dünyasına yayıldı. Biz yine sizden bekliyoruz bunu. Bu sizin işiniz”.

Aslına sorarsanız bu gerçeği gittiğim tüm İslam ülkelerinin aydınlarından duyardım. İslam dünyası Türkiye’den bir çıkış yolu bulmasını bekledi hep.

Türkiye’de AK Parti ve onun başlattığı hikaye, bu yüzden büyük bir heyecan ve umutla takip edildi.

AK PARTİ’NİN 'FİKRİ İKTİDARI' NEDİR?

Cumhurbaşkanı Erdoğan öyle bir kavram kullandı ve öyle bir özeleştiri yaptı ki, bir süredir unuttuğumuz bu tartışmayı yeniden başlattı. En azından bende.

Aslında güzel bir kitap ismi de olur: Fikri iktidar.

Daha önce dile getirdiği kavram da öyleydi: Kültürel iktidar.

AK Parti kuruluş felsefesi, aslında tam olarak yaşadığımız kaotik sorunu çözmek üzere kurgulanmaya çalışılmıştı. Türkiye’de iktidar olmak değil sadece, 200 yıldır içine düştüğümüz kısır döngüden, labirentten kurtulmak için bir çıkış yolu olabilir diye heyecanlandık.

Önce fikir üretilir. Sonra fikirden politika çıkar. Politikadan ilkeler ve prensipler doğar. İlke ve prensiplere uygun sahada çalışmalar yapılır.

AK Parti için kafa yoranlar, derin medeniyet köklerini yeniden keşfedip, kategorik olarak Batı düşmanlığı yapmadan, körü körüne Doğu aidiyeti yaşamadan, ikisinin buluşabileceği bir fikir üretmenin peşindeydi. 1990 yılların en iyi okuyan, fikir üreten ve zihin yoran muhafazakar entelektüelleri bu fikri üretmenin, sonra buradan bir politika doğurmanın derdiyle çalıştı.

Belki Batı medeniyeti karşısında yeni bir medeniyet önermesi yapamadı ama batının........

© Habertürk


Get it on Google Play