menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir paşa hikâyesi

6 0
previous day

İstanbul’da suyolu yapımı ve tamiriyle uğraşan Terazici Hasan Ağa’nın bir oğlu dünyaya geldi. Adını Mehmet koydu.

Hastalıklı, narin ve içine kapanık bir çocuktu.

Medrese eğitiminden sonra yanında tuttu. “Gözümün önünde dursun, baba mesleğini devam ettirsin” dedi.  Oysa çocuğun bu işlerde gözü yoktu.  Evden dışarı çıkmıyor, başını kitaplardan kaldırmıyordu. Ne kadar uğraştıysa istediğini yaptıramadı. Sonunda bir akrabasının yardımıyla Saray-ı Hümayun Kalemine soktu.

Ne kadar isabetli karar verdiği zamanla ortaya çıktı. O sessiz çocuk, kalem efendiliğinde kendini bulmuş, yeteneği ve çalışkanlığıyla göz doldurmuş, işe girişinin senesinde kâtipliğe yükselmişti. Sonrasında yürüyüp gitti. Üstelik şiir de yazıyor, “Rami” mahlasıyla kaleme aldığı şiirler sanat çevrelerinde konuşuluyordu. Dönemin ünlü şairlerinden Sâmî ve Nâbî ile yakınlık kurmuştu. Onların da desteğiyle İkinci Vezir Musahip Mustafa Paşanın yanında masraf kâtipliğine getirildi. Şair Nâbî’nin hac yolculuğunda yanında bulundu. Hac dönüşü önce kethüda divan kâtipliğine, ardından kesedarlığa tayin edildi.

1694 senesinde Reisülküttaplığa atanarak Divan-ı Hümayuna girdi. Devletin bürokrasi ve diplomasisini yöneten en büyük makamın başına oturdu.

Bir yıl sonra, taht değişikliği yaşandı. II. Mustafa, Osmanlının yeni Padişahı oldu. Sadrazamlığa Vezir Elmas Mehmet Paşa geldi. O da ilk iş olarak kendi kadrosunu kurdu. Rami Mehmet Efendiyi görevinden alarak evine gönderdi.

Devlet, İkinci Viyana kuşatmasından beri savaş halindeydi. Bu sürede önemli toprak kayıpları olmuş, Mora yarımadasını Venedikliler, Azak Kalesini Ruslar, Podolya’yı Polonyalılar almıştı.

Kaybedilen yerlerin geri alınması için Avusturya üzerine sefer kararı verildi. Küçük başarılarla başlayan sefer, Zenta bozgunuyla son buldu. Bütün Macaristan toprakları, Mora Yarımadası, Dalmaçya sahilleri, Podolya ve Azak kaleleri elden çıktı. Ordu önemli kayıplar verdi. Başta Sadrazam olmak üzere on üç paşa ve otuz bin asker şehit oldu.

Sultan II. Mustafa, kaybettiği genç vezirin yerine yaşlı ve tecrübeli bir devlet adamı olan Amcazâde Hüseyin Paşayı getirdi. Bu değişiklik, Rami Mehmet Efendinin de önünü açtı. Bir kez daha Reisülküttap oldu.

Yeni Sadrazam, sulh taraftarıydı. 1699 yılında Avusturya, Rusya, Venedik ve Lehistan ittifakıyla masaya oturuldu. Büyük toprak kayıplarının yaşandığı Karlofça müzakerelerinde Osmanlı Devletini Reisülküttap Rami Mehmet Efendi temsil etti.

Bu arada, devletin esas güç merkezi Şeyhülislam Feyzullah........

© Haber7