Kurtulmuş: Terörsüz Türkiye sürecinde üçüncü göz bizatihi Komisyon’dur yani milletin kendisidir
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile sahurda buluştuk. Buluşma adresimiz, Beşiktaş Yıldız’daki TBMM Başkanlık Ofisi’ydi. Önce, çay kahve eşliğinde yazılmamak kaydıyla Terörsüz Türkiye sürecinin arka planını konuştuk.
Ardından, sahur sofrasına oturduk. Biz sorduk, Numan Bey cevap verdi.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a, “Komisyon çalışmaları sırasında Terörsüz Türkiye sürecine üçüncü bir gözün tecessüs edip etmediğini” sordum.
Cevabı çok manidardı.
Dedi ki, “Üçüncü göz, bizatihi Komisyon yani milletin kendisidir.”
Dedi ki, “Olamadı, tam da bu sebepten olmadı… Geçmişte çatışma çözümlerinin ülkelerde nasıl uygulandığını biliyoruz; çoğunda hep üçüncü göz girmiş devreye. Bir kısmında silahlı çatışmalar bittikten sonra demokratikleşme süreci başlamış. Diğer örneklerden farklı olarak bizdeki siyasetin içerisinde konunun hep gündemde olması bir avantajdı ve Meclis’te herkesin katılmış olması üçüncü göze gerek bırakmadı. Üçüncü göz, bizatihi Komisyon’un yani milletin kendisidir.”
Numan Bey’e bir arkadaşımız, “Komisyon sürecinde hiç umutsuzluğa düştünüz mü” diye bir soru sordu.
Cevap çok dikkat çekiciydi,
Dedi ki, “Bu iş 2009'a, 2013'e ya da önceki çalışmalara benzemez. Eğer bu iş başarısız olursa, duvar yıkılırsa, sivil siyaset bu duvarın altında kalır ve Allah korusun başarısız olduğumuz zaman 4 Ağustos 2025'tekinden daha vahim bir duruma dönüşebilir şartlar….“
İşte, bir sahur vakti Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile yaptığımız söyleşiden öne çıkan başlıklar:
SORU: Terörsüz Türkiye hedefi kapsamında ilgili yasalarla ilgili takvim nasıl işleyecek?
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu’nun en önemli tarafı tüm partilerin uzlaşıyla, ortak bir metinde buluşmuş olmalarıydı. Bu rapor tabii ki her şey değil ama bir yol haritası mahiyetinde. Raporun özellikle 6. ve 7. bölümlerinde neler yapılabileceğine ilişkin somut öneriler ortaya kondu. Bundan sonra süratle yasalaşma safhası gerekiyor. Benim kanaatim yine tüm partilerin uzlaşısıyla ortak bir metin üzerinde mutabakat sağlanmasıdır. Bunun için de çok vakit kaybetmeden bu konunun ele alınması lazım. Bayramdan sonra gündeme gelir diye düşünüyorum.
SORU: Bayramdan sonra Meclis’te gündeme gelecek olan, PKK'lılar için suça karışmayanlar bakımından infaz indirimi, Öcalan için umut hakkı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış olanlar için durumun yeniden gözden geçirilmesi imkanı gibi maddeler. Bayramdan sonra bunlar mı Meclis gündeminde olacak?
Önce partilerin kendi hazırlıklarını yapmaları lazım. Bu hazırlıkların yapılabileceği konusunda partilerin uzlaşısı var. Partilerin bir kısmının hazırlığı mevcutta var, bir kısmının hazırlığını tamamlaması lazım. Raporu hazırlarken de böyle oldu. Önce partilerin kendi raporları kamuoyuna açıklandı ki yani neredeyse iki partinin ortak iki cümlesi yok ama sonuçta müzakere ederek, konuşarak herkes müşterek bir noktaya geldi. Aslolan partilerin her birinin kendi siyasal bakış açıları bakımından bu sürece ilişkin nasıl bir yasal düzenleme öngördüklerini, çalışmalarını olgunlaştırmalarını ve sonra müzakere etmeleri gerekir.
SORU: Cezasızlık algısı oluşmayacağı ve çıkarılacak yasanın diğer örgütler için geçerli olmayacağı değerlendiriliyor. Burada yazım tekniği nasıl sağlanacak?
Eğer feshettiğinin tespiti ve tescili sağlandıktan sonra mevcut örgüt yani PKK, münfesih örgüt haline dönmüş oluyor. Dolayısıyla burada başka bir hukukun uygulanması lazım. “Af algısı” olmaması dediğimiz de budur. Yani herhangi bir ceza ortadan kaldırılmayacak ama insanların ben örgüt üyeliğinden vazgeçtim diye geldiği zaman onun da kaydının yapılarak birtakım infaz imkanlarından istifade edilerek salıverilmesi mümkün hale getirilebilir.
MESELEYE SADECE ÖRGÜT ÜZERİNDEN BAKMAMAK GEREKİYOR SORU: Bölgesel gelişmeler nasıl etkileyecek bu durumu? Özellikle İran’daki PJAK…
Bu meseleye sadece örgüt üzerinden de bakmamak lazım. Kürt halkının yönünün Türkiye'ye dönmesini, Ankara'ya ve İstanbul'a dönmesini sağlayacak bir gelişme olarak bu süreci değerlendirebiliriz.
Bunun için de Kürt’ün onurunu koruyacak adımlar atarken Türklerin de biz bölünmüyoruz, parçalanmıyoruz, tam tersine bütünleşiyoruz duygusunu kuvvetlendirecek, gururunu koruyacak işler yapmamız lazım.
SORU: Örgütte tasfiye süreci yaşanıyor. Burada devletle siyasetin (diğer partileri de kastederek soruyorum) beraber çalışması konusunda ne dersiniz?
Bu sürecin en önemli artılarından birisi, devletin bütün kurum ve kuruluşları ortak bir istikamette yürüyor, büyük bir eş güdüm içerisinde süreç devam ediyor.
Daha da önemlisi konu, hiçbir zaman Meclis zeminine taşınmamıştı, ilk defa Meclis zeminine taşındı. Bir partinin ya da bir iktidar grubunun kanaati, fikri olmanın ötesinde bir parti dışında 11 partinin katıldığı, temsilci verdiği, milli iradenin sahiplendiği bir demokratik zemin ortaya çıktı. Onun için bizatihi bu çalışmanın çok değerli olduğunu düşünüyorum. Elimizin çok rahat olduğu bol bir zamanımız yok. Hızlı bir şekilde bu süreci, ortaya çıkan müşterek istikamette sonlandırmamız lazım.
SORU: Bu süreçte hiç üçüncü gözün meseleye tecessüs etme gibi durumu oldu mu?
Olamadı, tam da bu sebepten olmadı… Geçmişte çatışma çözümlerinin ülkelerde nasıl uygulandığını biliyoruz; çoğunda hep üçüncü göz girmiş devreye. Bir kısmında silahlı çatışmalar bittikten sonra demokratikleşme süreci başlamış. Diğer örneklerden farklı olarak bizdeki siyasetin içerisinde konunun hep gündemde olması bir avantajdı ve Meclis’te herkesin katılmış olması üçüncü göze gerek bırakmadı. Üçüncü göz, bizatihi Komisyon’un yani milletin kendisidir.
İÇ KALEMİZİ TAHMİN ETMELİYİZ SORU: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bu süreci dillendirdi. Siz devlet aklı dediniz. Ne öngörüldü de bu başlatıldı? Herkes diyor ya nereden çıktı bu diye.
Bu........
