CEHALETE REDDİYE: OKUMANIN BİLGELİĞİ
İnsanın bu dünyadaki varoluş mücadelesi, özünde bir anlam arayışıdır. Doğduğumuz andan itibaren kendimizi; bazen sakin, bazen hırçın akan ve bizi bilinmezliğe doğru sürükleyen bir hayat nehrinin içinde buluruz. Bu karmaşık akışta insanı diğer canlılardan ayıran yalnızca nefes alması değil; geçmişi anlamlandırma, bugünü inşa etme ve geleceği tasarlama yetisidir.
İşte bu varoluş yolculuğunun merkezinde, insanlığın kadim eylemlerinden biri durur: Okumak.
Okumak, yalnızca harfleri yan yana getirerek sayfaları tüketmek değildir. İnsanın kendi sınırlarını aşarak kendisinden önce yaşamış zihinlerle buluşması, insanlığın ortak hafızasına eklemlenmesi ve kendi dünyasını yeniden kurmasıdır. Bilinmelidir ki kitaplardan uzaklaşan her zihin cehalete yakınlaşır; cehaletin karanlığını sevmeyen ise yönünü kitaplara çevirip onlarla kucaklaşır.
Çoğu insan okumayı boş zamanları değerlendiren bir uğraş olarak görür. Oysa okumak, zaman kaybı değil; önümüzdeki zamanı doğru değerlendirmenin ve hayata bir rota çizmenin yoludur. Hayat denizinde fırtınaya yakalanan her zihin yönünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kitaplar ise bu yolculukta elimizdeki pusulalardır.
İnsan, kendinden önce yürüyenlerin ayak izlerine basarak büyür. Bu nedenle okumak, yalnızca bugünü anlamak değil, geçmişin tecrübelerinden yararlanarak yarına hazırlanmaktır. Geçmişi okumayan bir insan, geleceğin fırtınalarına hazırlıksız yakalanır.
Kitaplar, insanlığın yüzyıllar boyunca biriktirdiği bilgiyi ve tecrübeyi bugünün insanına taşıyan en güçlü köprülerdir. Okumak; geçmişin mirasıyla bugünü mayalayıp yarına taşımaktır. Nasıl ki maya, içine girdiği sütü dönüştürüp ona yeni bir kıvam kazandırırsa kitaplar da zihnimizi........
