menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sermayenin pençesindeki suyumuz!

24 0
23.03.2026

Dün, 22 Mart Dünya Su Günü idi. İlk kez 1992 yılında Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler çevre ve kalkınma konferansında (UNCED) önerilen Dünya Su Günü, BM Genel Kurulu tarafından alınan kararla 22 Mart 1993 tarihinde resmi olarak ilan edildi. O tarihten günümüze her yıl dünya çapında farklı temalarla kutlanan Dünya Su Günü’nün, suyun yaşam için taşıdığı kritik önemi hatırladığımız bir gün olması gerekiyor aslında. Oysa biz bu günü, ülke olarak su kaynaklarımızı hızla tükettiğimiz bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz bir dönemde “Kutlayamıyoruz”!

Rakamların gölgesinde kalan gerçeklik

Cumhurbaşkanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde açıklanan ulusal su planının eylem ve stratejileri, 2026-2035 yıllarını kapsayan 8 temel hedef etrafında şekilleniyor. Plan, su stresini azaltmak için çeşitli sektörlerde net kullanım hedefleri koyuyor. Öncelikle en çok suyun tüketildiği tarımdaki su kullanımının (yüzde 73) 2030’a kadar yüzde 64’e düşürülmesi planlanıyor. Ayrıca tarımsal sulama verimliliğin 2030’da yüzde 60’a, 2050’de ise yüzde 65’e çıkarılması hedefleniyor. Şu an için yüzde 40’lar seviyesinde oldukça yüksek bir oranda olan şehir şebekelerindeki kayıp-kaçak oranlarının 2030 yılına kadar yüzde 25’e, 2050’de ise yüzde 10’a indirilmesi su planının hedefleri arasında. Planda bireysel kullanımda tasarrufu teşvik ederek, kişi başı günlük su tüketiminin 2030’da 120 litreye, 2050’de ise 100 litreye düşürülmesi planlanırken, endüstriyel tesislerde suyun geri kazanım oranının 2030’da yüzde 30, 2050’de yüzde 50 seviyesine ulaşmasını hedefliyor.

Meclis raflarında 13 yıldır bekleyen su kanunu

Öte yandan tüm bu hedeflerin sahada karşılık bulması, yaklaşık 13 yıldır taslak halinde bekletilen ve bir türlü yasalaşmayan su kanununu göz önünde bulunduracak olursak neredeyse olanaksız! Su kanununun, yetki karmaşasını giderecek ve havza bazlı yönetimi kurumsal bir yapıya kavuşturacak bu yasal altyapıyı sağlayacağı ileri sürülüyor. Yasal altyapı eksikliğinin, havza kurullarının icra gücünü elinden aldığı, Devlet Su İşleri (DSİ) bölge müdürlükleri ile yerel yönetimler arasında bir yetki karmaşası yarattığı, bunun........

© Evrensel