Asgari ücretin iki yüzü: Alana düşük, verene yüksek
Muhammed Kutub BAĞIRGAN
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in geçtiğimiz günlerde kullandığı “Asgari ücret alana düşük, verene yüksek” ifadesi, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu önemli bir maliyet ve gelir açmazını kısa biçimde tarif ediyor. Özel, özellikle tekstil, dericilik ve ev tekstili gibi emek yoğun sektörlerde ücret maliyetinin uluslararası rekabet açısından işletmeleri zorladığını ifade ediyor.
Bu sözü siyasi tartışmanın ötesinde, işletme ve hane bütçeleri açısından değerlendirdiğimizde gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir tabloyla karşılaşıyoruz.
Çünkü bugün aynı ücret bordrosuna iki farklı taraftan baktığınızda iki farklı ekonomik gerçek görüyorsunuz.
İşçi bordronun net ücret tarafına, işveren ise toplam maliyet tarafına bakıyor.
Ve ikisi de kendi açısından haklı bir sıkışmışlık yaşıyor.
Alan İçin Neden Düşük?
2026 yılında net asgari ücret 28.075,50 TL, brüt asgari ücret ise 33.030 TL. Bir önceki yıla göre net asgari ücretteki artış yüzde 27,01 oldu.
Ancak mesele ücretin nominal olarak ne kadar arttığından çok, bu ücretle ne kadar mal ve hizmet satın alınabildiği meselesidir.
TÜİK verilerine göre Ağustos 2026 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,51. Üstelik asgari ücretlinin bütçesinde çok daha önemli ağırlığa sahip bazı kalemlerde artış daha yüksek: gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 33,79, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda ise yüzde 39,77 seviyesinde.
Dolayısıyla asgari ücretlinin problemi yalnızca aldığı maaş değildir.
Kira, gıda, ulaşım, enerji, eğitim ve temel yaşam giderlerinin ücretlerden daha hızlı yükselmesi, maaşın satın alma gücünü eritiyor.
28 bin liralık bir ücretin önemli bölümü daha ayın başında kira ve zorunlu giderlere ayrıldığında geriye kalan tutarla dört haftalık bir aile bütçesi oluşturmak giderek zorlaşıyor.
Bu nedenle çalışan açısından sorun çok açık:
Ücret yükseliyor ama hayat daha hızlı pahalanıyor.
Asgari ücretlinin cebine giren paranın nominal değeri artarken, o paranın satın alabildiği mal ve hizmet miktarı aynı ölçüde artmıyorsa ücret artışı refah artışına dönüşemiyor.
“Asgari ücret alana düşük” ifadesinin ekonomik karşılığı tam da burada yatıyor.
Peki Verene Neden Yüksek?
Aynı bordronun diğer tarafında işveren var.
Çalışanın hesabına 28.075 TL girerken işverenin maliyeti bununla sınırlı değil.
2026 yılında brüt asgari ücret 33.030 TL iken SGK prim indirimi uygulanmayan bir çalışan için işverene toplam maliyet........
