menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hilal Baltacı ile Zeynep Karaca Söyleşti

15 0
previous day

Canlı Yayın Tekrarları

Popüler Kültür Tiyatro Sinema Müzik

Hilal Baltacı ile Zeynep Karaca Söyleşti

ZK Zeynep Karaca · 26 Ağustos 2026 • 5 Dakika 2 Saniye · 0 yorum

Zeynep Karaca: Öncelikle kitabınızı tek bir cümleyle anlatmak isterseniz… Okuru nasıl bir dünyaya davet ediyorsunuz?

Hilal Baltacı: Okuru, 1730 İstanbulu’nun mistik ve masalsı dünyasına davet ediyorum.  Bu dünyada gerek sokak yaşantısı gerekse saray ritüelleri konusunda canlı bir tablo var. Tarihe ve bilhassa o döneme meraklı okurlar için keyif dolu ve gizem yüklü bir serüven olacak.

Zeynep Karaca: Bu kitabı yazmaya sizi iten ilk kıvılcım neydi? Bir olay, bir insan, bir cümle ya da zihninizde taşıdığınız bir mesele mi?

Hilal Baltacı: Bundan yıllar önce Süheyl Ünver’in eşsiz kitabı “Lalezar-ı Süheyli” yi okurken Ünver’in müellif Mehmed Efendi’den aktardığı bir kayıp lale hadisesi okudum. Bir sefaret görevlisi İstanbul’a gelirken yanında çok özel bir lalenin soğanını getiriyor. Her gören bu laleye vuruluyor ama sonraki yıl lalenin soğanı kayboluyor. Tellallar sokaklara salınıp günlerce aransa da soğan bulunamıyor. Bu hikâye beni etkilemişti. Uzun süre kafamda döndü durdu. Ayrıca o dönem, yani 1730’lara değin süren yıllar özel bir dönem. Sonra’dan Lale Devri olarak adlandırılacak bu sürecin tarihimizde önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum. Matbaa, tulumbacılar ocağı, sarayda sanat şahikası bir kütüphane kuruluyor. Daha da fazlasını yapmak için büyük bir niyet var ama bu yeniliklerden rahatsızlık duyan bir de karşı kesim var. O dönemi bütün boyutlarıyla ele almak ve anlatmak isteyince bu kök hikâye bir kartopu gibi büyüyerek romanım Kayıp Lale’ye dönüştü.

Zeynep Karaca: Karakterlerinizin ne kadarı gerçek hayattan izler taşıyor? Onları yaratırken gözlem mi, hayal gücü mü daha baskındı?

Hilal Baltacı: Hikâyenin birçok karakteri dönemin gerçek insanları. İlk Türkçe matbaayı kuran İbrahim Müteferrika, dönemin büyük Şairi Nedim, İstanbul’da bir süre yaşayan ve sonradan Şark Mektupları kitabını yayımlatacak olan Lady Mary Wortley Montagu, hayatının büyük bir kısmında İstanbul’da yaşayan ve burada ölerek gömülen ama eserlerinin büyük kısmı şimdi Amsterdam’da Rijks Museum’da olan Ressam Jean Baptiste Van Mour, Avrupa’nın ilk doğa bilimcilerinden olan Maria Sibylla Merian tarihin o dönemine damga vurmuş gerçek karakterler. Hikayenin çekirdeğindeki birkaç ana karakter ise hayal ürünü.

Zeynep Karaca: Yazım sürecinde sizi en çok zorlayan bölüm ne oldu? Yazmaktan çekindiğiniz ya da defalarca yeniden kurduğunuz bir sahne var mıydı?

Hilal Baltacı: Zorlayan değil ama romanı yazarken aklımda ön planda olan konu şuydu: Okur keyifli vakit geçirirken dönemin ruhunu anlasın ve aklında döneme dair birçok bilgi kalsın. Yani sadece bir hikâye okuyup geçmesin, yaşananları kendi........

© Edebiyat Burada