menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye'nin değişmeyen gündemi

34 0
26.04.2026

‘’Türkiye’nin değişmeyen gündemi’’ derken siyasî rejimin ‘’özgürlükten kaçış’’ iradesinin sürekliliğini kastediyorum. Malûm, on yıldan fazla bir süredir ülkeyi günden güne özgürlükten daha da uzaklaştıran kararlı bir rejim değişikliği süreci yaşıyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğindeki MHP-destekli AKP iktidarı bugün itibariyle Türkiye'yi medenî dünyanın siyasî standartlarından neredeyse tümüyle koparmış durumda. Tuhaftır, Erdoğan ve partisi bu gidişatında iktidarının ilk yıllarında kendi yaptığı iyileştirmelerle bile tutarlı hareket etmedi.

Oysa yürürlükteki 1982 Anayasası 2010 yılındaki esaslı değişikliklerle başlangıçtaki "darbe anayasası" niteliğini büyük ölçüde yitirerek özgürlükçü ve çoğulcu-demokratik siyaset tasavvuruyla kabaca bağdaşır hale gelmişti. "Kabaca bağdaşır" diyorum, çünkü silâhlı kuvvetlerin siyasî etkisinin anayasal temellerine pek dokunulmamıştı(r). Ayrıca, Anayasada, özellikle temel haklar rejimiyle ilgili olarak, halâ yapılması gereken değişiklikler vardı.

"Özgürlükten Kaçış’’ gündemiyle elbette sadece AKP’nin siyasî sağmasını kastetmiyorum. Aslına bakılırsa, İkinci Meşrutiyet'ten bu yana hep aynı "med-cezir" durumunu yaşıyoruz. Kısaca hatırlayalım.

Türkiye'nin siyasî modernleşmesinin dönüm noktası Kanun-i Esasînin 1908 yılında tekrar yürürlüğe konmasını takip eden 1909 Anayasa değişiklikleridir. Bu değişikliklerle birlikte Osmanlı Türkiye'si ilk defa çoğulcu-demokratik siyaseti tecrübe etmeye başladı. Bu dönem........

© Diyalog Gazetesi