KENAN DOĞULU’NUN AYDINLANIŞI KOMÜNİZM MÜLKÜ YAKAR, İSLAM ONU HESABA ÇEKER
Kenan Doğulu’nun Fatih Altaylı’ya verdiği röportajda kurduğu cümle, ilk bakışta bir felaketin ardından söylenmiş kişisel bir iç döküm gibi duruyor: “Los Angeles’ta evimiz yandıktan sonra komünist olmuş olabilirim. Mülkiyet diye bir şey yok artık aklımda.” Bir yangının, bir gecede evi kül etmesi; insanın eşyayla, mülkle, sahiplikle kurduğu bağı sarsar. Bu cümlede o sarsıntının izi var. Ama tam da burada, bir yangının öğrettiği hakikatle bir ideolojinin öğrettiği hükmü birbirinden ayırmak gerekir. Çünkü evin yanması, mülkiyetin anlamsızlığını değil; insanın mülkle kurduğu ilişkinin kırılganlığını gösterir. Ve bu kırılganlık, insanı ya komünizme ya da hakikate götürür.
Komünizm, mülkiyeti baştan suçlu ilan eder. Marx’ın teorisi, insanın eşitsizlik üreten bütün düzenlerini özel mülkiyetin üzerine kurar ve çözümü de orada arar: Mülk ortadan kalkarsa sınıf da kalkar, sınıf kalkarsa sömürü biter. Bu yüzden komünizm için mülkiyet sadece ekonomik bir araç değil, ortadan kaldırılması gereken bir suç mahallidir. Yangın bir evi yaktığında komünist akıl oradan şu sonucu çıkarır: “Demek ki zaten sahip olduğun hiçbir şey gerçek değildi.” Mülkün faniliğini, mülkiyetin reddine çevirir. Acıyı ideolojiye tahvil eder.
İslam ise aynı yangına başka yerden bakar. “Mülk Allah’ındır” der. Bu cümle ilk bakışta komünist bir slogan gibi anlaşılabilir; değildir. Çünkü İslam, “Mülk senin değildir, o halde devletindir” demez. “Mülk senin elindedir ama mutlak sahibi sen değilsin” der. Aradaki fark, bir medeniyet farkıdır. Komünizm insanın elinden mülkü alır ve devlete verir. İslam insanın eline mülkü bırakır ama kalbine koymasını yasaklar. Birinde devlet tanrılaşır, diğerinde insan haddini bilir.
İslam’ın mülkiyet anlayışı, yokluk üzerine değil sorumluluk üzerine kuruludur. Ev sahibi olabilirsin, toprak sahibi olabilirsin, servet biriktirebilirsin. Ama bunların hiçbirine “benim” diyerek mutlak hüküm koyamazsın. Çünkü o evin de, o toprağın da, o servetin de üzerinde senden önce bir kader, senden sonra bir hesap vardır. Yangın bunu hatırlatır. Komünizmin dediği gibi mülkiyetin yalan olduğunu değil; insanın mülk karşısında kibir üretmesinin yalan olduğunu gösterir. Yanan ev, mülkün değil sahiplik vehminin cenazesidir.
İşte modern insanın en büyük yanılgısı burada başlıyor. Sahip olmakla hükmetmeyi aynı şey sanıyor. Oysa İslam mülkiyeti reddetmez; mülkiyet sarhoşluğunu reddeder. Komünizm mülkü ortadan kaldırmak ister çünkü mülkü........
