menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Durmadan kaydırırken ertelediklerimiz

125 0
08.06.2026

Durmadan kaydırırken ertelediklerimizD

Akşam oluyor. Milyonlarca insan neredeyse aynı hareketi yapıyor. Telefon açılıyor. Bir haber, ardından başka bir haber. Bir video, sonra bir tane daha. Başlangıçta yalnızca birkaç dakikalık görünen şey bazen fark edilmeden saatleri, hatta bütün bir akşamı yutuyor.

Bu manzara üzerine çok şey yazıldı. Dikkat ekonomisinden, algoritmalardan ve bağımlılıktan söz edildi. Bunların hepsinde doğruluk payı var. Yalnız bazen en görünür açıklamalar asıl meseleye yaklaşmamızı zorlaştırabiliyor.

Çünkü insanın dikkatini dağıtma arzusu yeni değil. Geçmişte de herkes boş zamanlarını Tolstoy okuyarak geçirmiyordu. Uzayan sohbetler, iskambil oyunları, dedikodular, magazin dergileri ve televizyon karşısında geçirilen saatler vardı. İnsan zihni kendisini oyalamanın yollarını her zaman buldu. Bu nedenle sorun insanların eskiden düşünüp şimdi düşünmemesi değil.

Yine de bir fark var. Bir zamanlar dikkat dağıtan şeylerin de bir sonu vardı. Gazete biterdi. Televizyon yayını sona ererdi. Yolculuk tamamlanırdı. Misafirler dağılırdı. İnsan eninde sonunda kendi zihniyle yeniden karşılaşırdı.

Bugün ise akışın sonu yok. Bir görüntünün ardından diğeri geliyor. Bir haber başka bir haberi çağırıyor. Bir hayat başka hayatlara açılıyor. İnsan artık dikkatini dağıtacak şey aramıyor; dikkatini dağıtacak şeyler onu buluyor.

Belki de bugünü farklı kılan şey, dikkat dağıtıcıların niteliğinden çok sürekliliğidir. İnsanlık tarihinde ilk kez hayatın neredeyse bütün boşluklarını doldurabilecek araçlara sahibiz. Oysa bazı boşlukların bir işlevi vardı. Beklemek yalnızca beklemek değildi. Can sıkıntısı da yalnızca can sıkıntısı değildi. İnsan çoğu zaman neyi özlediğini, neden huzursuz olduğunu ya da hangi hayatın içinde kaybolduğunu o görünüşte önemsiz anlarda fark ederdi.

Dinlenmek mi, oyalanmak mı?

Yine de burada kolay bir sonuca varmak istemiyorum. Çünkü telefona uzanan herkes aynı şeyden kaçmıyor olabilir.

İnsan gerçekten yorulur. Gün boyunca yalnızca çalışmaz; karar verir, bekler, uyum sağlar, hayal kırıklıklarını yönetir ve kendisini kontrol eder. Akşam olduğunda zihnin de dinlenmeye ihtiyacı vardır. Belki de scrolling’in çekiciliğinin bir bölümü burada saklıdır. Çünkü aşağı kaydırmak neredeyse hiçbir şey istemez. Başarı talep etmez, başarısızlık riski yaratmaz, hesap sormaz. Gün boyunca onlarca küçük karar vermiş bir zihin için bunun da bir rahatlatıcılığı vardır.

Bu yüzden telefona uzanan herkesin kendisinden kaçtığını söylemek doğru olmaz. İnsan bazen gerçekten kafa dinlemek istiyordur.

Ne var ki dinlenmek ile oyalanmak arasındaki çizgi her zaman net değildir. İnsan neye ihtiyaç duyduğunu her zaman doğru okuyamaz. Yorulduğunu sanır, aslında bunalmıştır. Kafa dinlemek istediğini düşünür, oysa uzun zamandır ertelediği bir şeyle karşılaşmak istemiyordur. Çünkü bazı şeyler yalnızca durduğumuzda görünür hale gelir.

Tam da bu nedenle mesele telefonun kendisinden çok, boşlukla kurduğumuz ilişkiyle ilgilidir. Ve insanın boşlukla ilişkisi bizi başka bir soruya götürür: Neden bazı duygularla karşılaşmayı bu kadar uzun süre erteleriz?

Boşlukla karşılaşmaktan kaçınmamızın sebebi her zaman can sıkıntısı değildir. Mesele çoğu zaman sıkılmak değil, karşılaşmaktır.

İnsan çoğu zaman görevden değil, görevin uyandıracağı duygudan uzaklaşmak ister. Bu nedenle erteleme davranışı yalnızca zaman yönetimiyle ilgili değildir. Çoğu zaman ertelenen şey işin kendisi değil, o işle birlikte gelecek kaygı, belirsizlik ya da hayal kırıklığıdır.

Yazılması........

© Diken