Havanda su dövme diplomasisi
Havanda su dövme diplomasisiH
Diplomasi dilinin bir özelliği şudur: Gerçekleri çarpıtırken doğrucu Davut görünmek, ahlaksızca çıkar peşinde koşarken alicenap görünmek, zeka barındırmayan laflar ederken zeki görünmek… Zor iş yani, imkansız hatta, çünkü dürüstlükten feragat ettiğinizde zeka firar eder.
Bu zor işi Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan yine beceremedi. Zekaca ve ahlakça düşüklüğünü sergilemede ne kadar mahir olduğunu gösteren Almanya Dışişleri Bakanı’yla ortak basın toplantısında yine şunu dedi Hakan Fidan:
“İran’a yapılan, tahrik edilmemiş bu savaş, saldırı ne kadar haksız ve hukuksuzsa, İran’ın tahrik edilmeden diğer bölge ülkelere yaptığı, özellikle Körfez ülkelerine yaptığı saldırı da bir o kadar yanlış.”
Bu cümlenin ilk yarısı (İran’a ABD/İsrail saldırısının tahrik edilmemiş ve haksız hukuksuz olduğu) doğru, ikinci yarısı zırva.
Körfez ülkelerinde ABD üsleri vardı, İran onları vurdu, ABD radarları vardı, onları vurdu. Körfez ülkeleri tahrik edilmemiş ve haksız hukuksuz ABD/İsrail saldırıları için hava sahalarını kullandırıyordu, İran onları vurdu. ABD/İsrail İran’ın altyapısını vurunca İran da saldırganların işbirlikçilerinin altyapılarını vurdu…
Savaşın kaderini, yani İran’ın kaderini belirleyecek hamlelerdi bunlar. Burnunun dibindeki ABD üslerini işler halde bırakabilir miydi İran? Radarları vurarak ABD’nin, İsrail’in, işbirlikçi Körfez ülkelerinin hava savunma sistemlerini kör etti.
Katar’daki radarı yeniden inşa etmek için beş ila sekiz yıl, Bahreyn’deki içinse 12 ila 24 ay gerekiyor. Kaça malolacakları ABD için pek önemli değil belki ama her iki radar için 77,3 kilogram galyum (nadir toprak elementlerinden biri) gerekiyor. Aksi gibi (!) galyumda Çin tekeli var (toplam arzın % 98’i).
Bir de THAAD hava savunma sistemi için elzem olan radarların başına gelenlere bakalım. Dünyada toplam 12 tane varmış bunlardan; beş altısı Ortadoğu’da, dördünün vurulduğu kesin.
Eski BM silah müfettişi ve ABD ordusundan emekli istihbarat subayı Scot Ritter, Türkiye’deki radarların İran’ın füze rampalarıyla ilgili veri sağladığını söylüyor saldırganlara. İran’a saldırının başladığı gün (28 Şubat) Konya’dan kalkan AWACS istihbarat uçaklarının (‘uçan radar’ diyebiliriz) İran yönüne uçtuğu da söylenmişti. (Belki bir dahaki sefer gazeteciler bunları Hakan Fidan’a ya da başka yetkililere sorar.)
Hava savunma sistemleri zaten o kadar matah bir çare değil saldırılar karşısında. Öyle olmadığını konunun uzmanları zaten söylüyordu. Ama Haziran 2025’teki 12 Gün Savaşı’nda (İsrail’le ABD........
