Hayaller 'sıfır atık' hayatlar plastik atık: Plastik kaynaklı emisyonlar krizi derinleştiriyor
Plastiklerin atık sorununun yanı sıra üretimden tüketime kadar yaşam boyu sebep olduğu emisyonlar, insan kaynaklı iklim krizini derinleştiriyor. Ancak plastik emisyonlarına ilişkin güncel veriler ya tutulmuyor ya da şeffaf bir şekilde paylaşılmıyor. Akademisyen Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’nun görüşleri ve uluslararası veriler, raporlar ve çalışmalarla hazırladığımız bu haberde, plastiklerin iklim üzerindeki gizli emisyon yükünü irdeliyoruz.
Haziran 2025'te düzenlenen Birleşmiş Milletler 3. Okyanuslar Konferansı'nda 97 ülke, plastik kirliliğini sona erdirme amacına uygun bir plastik anlaşmasının kritik unsurları konusunda dünya devletlerinin çoğunluğunun aynı görüşte olduğunu gösteren Nice Çağrısı (Nice wake up call) imzaladı. İmzacılar arasında Türkiye yer almadı. Ancak konferansa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank katıldı. Bildiride plastiklerin hem üretimini hem de tüketimini içeren tüm yaşam döngüsünün ele alınması gerektiği bildirildi.
Bildiride, ülkelerin birincil plastik polimer üretim, ithalat ve ihracatının raporlaması da istendi. Türkiye’de ise bu konuda bir raporlama söz konusu değil.
Kaynak: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı- Bakan Yardımcısı Fatma Varank, BM 3. Okyanuslar Konferansı'nda.
Rapor: 2019’da birincil plastik üretimi 2,24 milyar ton salıma yol açtı
Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı’nın Nisan 2024'te yayınladığı Nihan Karali, Nina Khanna ve Nihar Shah’ın kaleme aldığı "Climate Impact of Primary Plastic Production" başlıklı rapor ise birincil plastik üretiminin iklim değişikliğine etkisini en kapsamlı analiz eden raporlardan biri.
Çalışma, dokuz ana plastik polimerin üretim zincirini kapsamlı bir modelle inceliyor. Bu süreç, plastik üretimi için fosil yakıt çıkarımından ürün şekillendirmeye kadar birçok adımı içeriyor.
Rapora göre; küresel plastik üretimi 2019’da yaklaşık 2,24 milyar ton salıma yol açarak, (tarım, arazi kullanımı, arazi kullanımı değişikliği ve ormancılık hariç) toplam küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 5,3'ünü oluşturdu.
Küresel havacılık sektörü 2019'da plastik üretiminden daha az -0,6 milyar ton- karbondioksit salımı gerçekleştirirken, havacılık dahil küresel ulaşım sektörü aynı yıl toplam 8,3 milyar ton karbondioksit salıma neden olmuştu.
Buna göre; plastik üretimi günümüzde küresel petrol talebinin yaklaşık yüzde 12'sini, küresel doğalgaz talebinin ise yüzde 8.5'ini oluşturuyor.
Ayrıca raporda anlaşma sürecinde üzerinde durulan üretim azaltımı, sorunlu polimerlerin ortadan kaldırılması, geri dönüşüm ve alternatif malzemelerin kullanımı gibi stratejilerin her birinin farklı iklimsel sonuçları olabileceğinden bahsediliyor. Bunların iklim perspektifinden titizlikle incelenmesi gerektiği notu düşülüyor.
2022’de ise plastiğin hızlı ve yoğun üretimini, deniz ve çeşitli çevrelerde yarattığı kirliliği, mikroplastik sorununu ele alan ve bu sorunlara yönelik çeşitli eylemleri yansıtan bir anlaşma taslağı hazırlamak üzere bir Hükümetlerarası Müzakere Komitesi (INC) kurulmuştu. Ancak bu anlaşma sürecinde plastiklerin yaydığı emisyonlara ve iklim etkilerine işaret edilmedi. Raporda bu da eleştiriliyor.
Emisyonların yaklaşık yüzde 75'i polimerizasyon öncesi aşamalarda gerçekleşti. Bu süreç plastiğin hammaddesi olan petrol ve gazın çıkarılması, bunların petrokimya tesislerinde rafine edilmesi ve devasa kraking fırınlarında yüksek sıcaklıklarda ısıl işlem görmesi ve etilen, propilen gibi temel plastik yapı taşlarının (monomerlerin) üretilmesi gibi adımları kapsıyor.
Plastik çok boyutlu bir emisyon kaynağı
Çukurova Üniversitesi’nden Deniz Biyoloğu, plastik ve mikroplastikler üzerine çalışmalarda bulunan Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, plastik üretiminin birçok adımında emisyon çıktığını ve bir de üretimden sonraki safhaları olduğunu belirterek bunun çok boyutlu bir sorun olduğunu belirtiyor:
“İlk başta bu plastik mamul üretimi. Hammadde üretildikten sonra bunların plastiğe dönüştürüldüğü, polimerleşme için petrokimya tesislerine aktarılması lazım.”
“İlk başta bu plastik mamul üretimi. Hammadde üretildikten sonra bunların plastiğe dönüştürüldüğü, polimerleşme için petrokimya tesislerine aktarılması lazım.”
Bu adımda aynı yerde bulunan bir tesise aktarım yapılmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Gündoğdu, Türkiye’de olduğu gibi farklı tesislere aktarıldığında bu lojistik sürecinin de ayrı bir emisyon kalemi olduğunu belirtiyor. Bu süreçte sera gazı emisyonu kaynağı olan aşamaları şöyle anlatıyor:
“Tesis varsa, orada üretilen plastiklerin, plastik mamul üreten fabrikalara iletilmesi lazım. Bir kere bu lojistik maliyeti. Lojistik bir sera gazı emisyonu kaynağı. Çoğunlukla gemiyle ya da tırlarla taşınıyor.Bir diğeri de üretim esnasındaki enerji tüketimi. Bunun yanında üretim tesislerindeki uçucu organik kirletici ve benzer kimyasalların üretimi.Diğer emisyon kaynağı, plastik mamulün tüketiciye, perakendeciye gönderilme süreci. Yani ilk emisyon, baştan sonra bir transportasyon alanında ortaya çıkıyor.Diğer emisyon da kullanım sonrası bunun çöp haline gelmesi: Çöp haline geldikten ve sonra çöp kutusuna atıldıktan sonra, çöp kutusundan taşınması, işlenmesi, parçalanması, depolanması ve yakılması süreçleri.”
“Tesis varsa, orada üretilen plastiklerin, plastik mamul üreten fabrikalara iletilmesi lazım. Bir kere bu lojistik maliyeti. Lojistik bir sera gazı emisyonu kaynağı. Çoğunlukla gemiyle ya da tırlarla taşınıyor.
“Tesis varsa, orada üretilen plastiklerin, plastik mamul üreten fabrikalara iletilmesi lazım. Bir kere bu lojistik maliyeti. Lojistik bir sera gazı emisyonu kaynağı. Çoğunlukla gemiyle ya da tırlarla taşınıyor.
Bir diğeri de üretim esnasındaki enerji tüketimi. Bunun yanında üretim tesislerindeki uçucu organik kirletici ve benzer kimyasalların üretimi.
Bir diğeri de üretim esnasındaki enerji tüketimi. Bunun yanında üretim tesislerindeki uçucu organik kirletici ve benzer kimyasalların üretimi.
Diğer emisyon kaynağı, plastik mamulün tüketiciye, perakendeciye gönderilme süreci. Yani ilk emisyon, baştan sonra bir transportasyon alanında ortaya çıkıyor.
Diğer emisyon kaynağı, plastik mamulün tüketiciye, perakendeciye gönderilme süreci. Yani ilk emisyon, baştan sonra bir transportasyon alanında ortaya çıkıyor.
Diğer emisyon da kullanım sonrası bunun çöp haline gelmesi: Çöp haline geldikten ve sonra çöp kutusuna atıldıktan sonra, çöp kutusundan taşınması, işlenmesi, parçalanması, depolanması ve yakılması süreçleri.”
Diğer emisyon da kullanım sonrası bunun çöp haline gelmesi: Çöp haline geldikten ve sonra çöp kutusuna atıldıktan sonra, çöp kutusundan taşınması, işlenmesi, parçalanması, depolanması ve yakılması süreçleri.”
Öte yandan Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) plastik sektöründen “Yıllık yaklaşık 10 milyon tonu geçen toplam üretimi, 53 milyar dolara yaklaşması beklenen cirosu, ve 7 milyar doları aşan doğrudan ihracatı ile dikkat çeken sektör” şeklinde bahsediyor. PAGEV’in 2025 Türkiye Plastik Sektör İzleme Raporu’na göre; Türkiye, plastik üretiminde Avrupa’da ikinci, dünya genelinde ise altıncı sıraya yükseldi.
PAGEV’in raporuna göre; plastik üretimi 2025’te 10 milyon ton ve 43,7 milyar dolar oldu.
Kaynak: PAGEV- 2025 Türkiye Plastik Sektör İzleme Raporu, 2021’den 2025’e üretim miktarlarını ve fiyatlarını gösteren grafik.
Rapora göre; 2025’te 10 milyon tonluk toplam plastik mamul üretimi içinde yaklaşık 4,02 milyon ton ile plastik ambalaj malzemeleri başı çekti. Plastik inşaat malzemeleri üretimi ise 2,2 milyon tonla ambalajları takip etti.
Dünyada genelinde ise yıl bazında yüzlerce milyon tonluk plastik üretimi gerçekleştiriliyor ve bu süreçte ortaya çıkan emisyonlar, toplam sera gazı emisyonlarına katkıda bulunuyor.
“Atık ticareti bir de iklimsel açıdan karbon yükü yaratıyor”
Greenpeace Türkiye’nin “Söylemin Ardındaki Gerçek: Türkiye’nin Sıfır Atık Politikasının Görünmeyen Yüzü” başlıklı bilgi notunda ise Türkiye’nin atık konusunda şampiyon olduğu........
