menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çin’in yoksullukla mücadelesi ve Pırlanta Gençler

26 0
13.04.2026

Çince ‘Pırlanta Gençler’ kitabını İpekyolu Kültür ve Edebiyat Yayınları Türkçeye kazandırarak yayınladı. Kitaba ait bu köşeyazısının kaleme alınmasında sevgili Deniz Kızılceç’e yardımı için teşekkür ediyorum.

‘Pırlanta Gençler’, Çin’in güneybatısında, yemyeşil dağları, derin vadileri ve zengin etnik kültürüyle bilinen Guangxi Zhuang Özerk Bölgesi’nin ücra köylerine uzanan içten ve gerçek bir anlatıdır. Kitap, yazarlar Wang Hong ve Zhang Xiaolong’un üç yıl süren saha çalışması boyunca birinci sekreterlerle yaptıkları görüşmelerin notlarından ve bu genç kadroların bizzat kaleme aldığı hayat hikâyelerini içeren günlüklerden derlenmiş.

Guangxi, Çin’in batı bölgesinin en zorlu coğrafyalarından birini oluşturur. Karstik dağlar, derin vadiler, ulaşımı neredeyse olanaksız kılan sarp yamaçlar... 2010 yılında, Çin hükümeti yoksulluk sınırını dünya standartlarına göre güncelledi. Yeni ölçüte göre yıllık kişi başı geliri 2 bin 300 yuanın altında olan nüfus “yoksul” olarak tanımlandı. Bu güncelleme ile birlikte Çin’deki yoksul nüfus resmî olarak 122 milyon olarak tespit edildi. Bu nüfusun büyük çoğunluğu, altyapı hizmetlerinden yoksun, ulaşımı neredeyse olanaksız dağlık bölgelerde yaşıyordu. Guangxi’nin ücra köyleri, işte bu ‘yardım alamayan kırsal’ın en çarpıcı örneğiydi. Xi Jinping liderliğinde başlatılan hedefli yoksullukla mücadele projesi tam da bu bölgeyi hedef almış, en zorlu coğrafyaları en öncelikli alanlar olarak belirlemiştir. Bu proje kapsamında, ülkenin en seçkin üniversitelerinden mezun, donanımlı gençler gönüllü olarak sahaya yönlendirildi. Birinci sekreterler olarak tanımlanan bu gençlerin idealist, azimli, bilgi ve zeka çağının vizyonuna sahip olmaları ve gün aşırı özveriyle çalışmaları sayesinde yoksulluğun son halkası da kırıldı.

HEDEF ODAKLI YOKSULLUKLA MÜCADELE STRATEJİSİ

Hedefli yoksullukla mücadele stratejisine göre öncelikle, her yoksul hanenin kaydedildiği dijital bir veri tabanı oluşturulur. Bu veriye dayalı yaklaşımla altyapı, eğitim, sağlık ve barınma alanlarında yapılan yatırımlar sayesinde yalnızca gelir desteği sağlanmayıp aynı zamanda kalıcı kalkınmanın temeli atılır. İkinci olarak, kırsal kalkınma ile sanayileşme arasında bağ kurulur. Dağlık bölgelere ve çölleşmiş köylere yol, elektrik ve internet götürülerek yerel ürünlerin ve geçim kaynaklarının ulusal pazarlara ulaşması sağlanır. E-ticaret devleri ve devlet destekli kooperatifler aracılığıyla kırsal girişimcilik desteklenir. Üçüncüsü, eğitim ve sağlık alanında yapılan düzeltimler kapsamında kırsaldaki okullar çağcıllaştırıldı ve okullara ulaşımı zor olan bölgelerde öğrenci yurtları açıldı. Hane taramalarında tespit edilen engelli ve süreğen sayrılık kaynaklı yoksullaşmayı önlemeye yönelik tedbirler çerçevesinde genel sağlık sigortası ve düzenli maaş ödenekleri sağlanarak yoksulluk büyük ölçüde azaltıldı.

Hedefli yoksullukla mücadele sürecinde izlenen endüstriyel kalkınma stratejisi, ‘balık vermek’ değil, ‘balık tutmayı öğretmek’ hatta ‘balık restoranı zinciri kurmak’ şeklinde tanımlanabilir. Böylece her hane ve her birey, kendi kendine yetebilen ekonomik birimlere dönüşmüştür. Bu kapsamda, bizzat o bölgelerde yaşayan ve görevli birinci sekreterler ile yerel kadrolar, her hanenin ve her beldenin yoksulluğunun kökenlerini saptamış, her birine özel reçeteler yazmış ve farklı çözüm yöntemleri uygulamışlardır.

KIRSALDA BİRİNCİ SEKRETERLER: SOSYALİST DEĞERLERLE YOĞRULMUŞ BİR NESİL

Kitapta yer alan gençler sıradan mezunlar değil. ‘Pırlanta Gençler’ olarak anlatılanlar, başta Pekin ve Tsinghua üniversiteleri olmak üzere Çin’in en prestijli kurumlarından mezun olan gençlerden oluşuyor. Bu gençler, büyük şirketlerde iyi maaşla çalışmak yerine gönüllü olarak kırsal bölgelere gidiyor, kalkınma projelerinde görev alıyor ve adeta birer “köy CEO’su” oluyor. Büyük şehirlerde kalmak yerine, ulaşımın zor olduğu, pazarın uğramadığı, yıllarca “geri kalmış” denilip geçilen köylere gidiyorlar. Orada yaptıkları şey klasik anlamda “yardım” değil; üretimi ve yaşamı yeniden kurmak. Toprağı analiz ediyor, ürünü dönüştürüyor, markalaştırıyor, kooperatif kuruyor ve e-ticareti öğretiyorlar. Bir köyde bataklık lotus üretimine dönüşüyor. Bir başka yerde tavuk “ürün” olmaktan çıkıp marka haline geliyor. Bir başka köyde ise 60 yaşındaki bir kadın, internet üzerinden satış yaparak küresel pazara açılıyor. Bu hikâyeler romantik anlatılar değil; bunlar toplumcu politikaların ve değerlerin somut sonuçlarıdır. Çin’in başarısının ardında, gençleri sosyalist değerlerle yoğuran eğitim sistemi, devletin stratejik vizyonu ve toplumun kolektif bilinci yatmaktadır. Devletin sağladığı kariyer avantajı, eğitim imkânları, sosyal statü gibi teşviklerin ötesinde, birinci sekreterleri ayakta tutan en büyük güç manevi tatmin ve toplumsal sorumluluk bilincidir. 2011-2020 yılları arasında 3 milyon genç birinci sekreter veya kırsal kalkınma ekibi üyesi olarak görev yapmış. Pırlanta Gençler kitabı, bu politikaların nasıl uygulandığını, başarı öykülerini ve karşılaşılan zorlukları farklı perspektiflerden aktarıyor.

Bu süreçte 2013-2020 dönemindeki finansal durum şöyle özetlenebilir: Merkezi bütçeden 1,6 trilyon yuan (yaklaşık 250 milyar dolar) ayrıldı. Mikro kredilerle birlikte bu rakam 5 trilyon yuanı aşmış. 2010 başında yüzde 10-11 civarında olan yoksulluk oranı, 2020’de mutlak yoksulluğun yüzde 0’a inmesiyle tamamen ortadan kaldırılmış. 2013’te yoksul bölgelerdeki çiftçilerin kişi başına geliri 6 bin 80 yuan iken, 2020’de 12 bin 588 yuana yükselmiş. Haneler, “artık yoksul değiliz” diyerek onay vermeden ve birinci sekreterler imza atmadan o dosya kapatılmamış. Dünya Bankasına göre son 40 yılda dünyada yoksulluktan kurtulan her 4 kişiden 3’ü Çinli imiş. 800 milyondan fazla insan 40 yıl içinde mutlak yoksulluktan çıkarılmış olmuş.

BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ: LOTUS ÇİÇEĞİ VADİSİ

Guangxi’nin Guilin şehrine bağlı bir köyde görev yapan birinci sekreter Chen Wei, köye geldiğinde verimsiz bataklık arazilerle karşılaştı. Köylüler yıllardır devlet yardımıyla geçiniyor, kendi ayakları üzerinde duramıyordu. Chen Wei, toprak analizleri yaptırdı ve vadide lotus çiçeği yetiştiriciliğine karar verdi. Köylülerin şüpheci yaklaşımına rağmen ilk deneme tarlasını kurdu. Altı ay sonra vadi lotus çiçekleriyle doldu. Ama Chen Wei burada durmadı. Onun amacı, köylülere sadece lotus ekmeyi öğretmek değil, bu lotuslarla nasıl bir iş kuracaklarını, nasıl kendi geleceklerini inşa edeceklerini öğretmekti. Lotus ürünlerini e-ticaretle satışa sundu, işleme tesisi kurarak lotus kökü cipsleri, lotus tohumlu kurabiyeler üretti. Köyün adı “Lotus Çiçeği Vadisi” oldu, turizm başladı. Görevinin son yılında ilk lotus restoranını açtı; kısa sürede Guilin ve Nanning’de şubeler açıldı. Ayrılırken köylüler ona “Bize balık restoranı zinciri kurmayı öğrettin” dediler. Artık kendi ayakları üzerinde durabiliyor, kendi işlerini yönetebiliyorlardı.

ULUSAL ÇAPTA TAM BİR KOLEKTİF SEFERBERLİK

Hedefli yoksullukla mücadele döneminde yalnızca devlet değil üniversiteler, özel sektör ve sivil toplum, Parti’nin koordinasyonunda birleşmiştir. Gelişmiş Doğu eyaletleri (örneğin Guangdong), batıdaki yoksul eyaletlere (örneğin Guangxi) yalnızca para göndermekle kalmayıp aynı zamanda fabrikalarını oraya taşımış, hastanelerini kardeş ilan etmiş ve personel eğitimi sağlamış. Büyük teknoloji devlerinden (Alibaba, Tencent vb.) devlet bankalarına kadar her kurumun, “himaye” etmekle yükümlü olduğu yoksul bölgeler vardır. Bu mekanizma, özel sektörün kâr hırsını toplumsal faydayla dengelemektedir.

Uygulanan bu projenin Batılı ülkelerdeki yoksulluk politikalarından en temel farkı, köylünün sadece “yardım” alan bir konumda olmaktan çıkarılıp üretim sürecine dâhil edilmesini hedeflemesidir. Bu süreçte köylü, üretim kooperatiflerinde karar veren ortaklar haline gelerek özneleşmektedir. Çin’in bu deneyiminin, dünyanın güney ülkeleri için örnek teşkil eden bir vaka niteliğinde olduğunu belirtebiliriz. Maalesef Türkiye’deki gençler için bu tür projeler ve olanaklar yok denecek kadar kısıtlı!


© Aydınlık