Buralardan giderken götürdüğümüz tek şey
Yürürken, gözümün önüne bir anda bambaşka coğrafyalardan bambaşka kareler geldi...
Çoğunuz bilir, sürekli Afrika'ya gidiyorum. Hani o televizyonlarda "belgesel" diye izleyip geçtiğimiz, "vah vah" deyip kanal değiştirdiğimiz o uzak diyarlara...
Oralardaki insanların evinde, bizim buradaki bir ayakkabının parası kadar bile eşya yok ama inanın bana; ülkemizdeki en lüks yaşama sahip kişilerde bile, onların gözündeki o huzuru, o mutluluğu görmedim.
Biz burada "mutluluğu" parayla satın almaya çalışıyoruz. Daha iyi bir telefon, daha yeni bir araba, daha şık bir ceket... Aldığımız anlık bir hazla mutlu olduğumuzu sanıyoruz. Peki o bir anda gelip geçen haz bitince dostlarım? Yine bir boşluk, yine bir koşturmaca... Ruhumuzdaki o boşluğu eşyalarla kapatmaya çalışıyoruz, ama o boşluk her aldığımızla daha da büyüyor.
Afrika’da ise dünya tersine dönüyor sanki. Ufacık bir şekerin, bir çocuğun yüzünde yarattığı o kocaman tebessümü görseniz, "Ben neyin peşindeyim?" dersiniz. Hele ki açılan bir su kuyusundan ilk su fışkırdığında, o insanların ellerini açıp dua edişini görseniz, "Benim dert ettiklerim de dert........
