menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Datça'da biraz daha kalmak

10 0
29.09.2026

Bu yazıyı yazarken tam bir haftadır Datça’dayım. Kızılbük, Hayıtbükü, Ovabükü, Palamutbükü, Perili Köşk Koyu, Kızlan, Eski Datça, Datça sahili, Yazı Köyü… derken yolun sonunda nihayet Knidos’a geldim. Aslında Knidos’ta bir gün kalıp dönecektik. Dönüşü erteledik.

Benim ruhum biraz göçebe. Sakinlik ararken bile hareket etmek istiyorum. Bir yerde sabit dururken bile zihnim başka bir yere doğru çoktan yola çıkmış oluyor. Belki de bu yüzden Datça’nın bana iyi gelen tarafı sadece denizi, koyları ya da manzarası olmadı. Beni biraz yavaşlatması oldu.

Son birkaç gündür telefonuma neredeyse hiç bakmadım. Koylarından denize girdim, bal badem dondurmasından yedim, bademli kahvesinden içtim, badem kurabiyesi ve Datça gazozunu tattım, Eski Datça’nın sokaklarında yürüdüm. Bir ara kendimi Can Yücel’in evinin önünde buldum. Kapısının önünde durup bir fotoğraf çektirdim. Bazen bir insanın yaşadığı yere bu kadar yaklaşmak bile yetiyor. Ama bütün bu yolculukta beni en çok Knidos durdurdu.

Buraya vardığımda ilk düşündüğüm “Burası bir inziva yeri gibi,” oldu. Deniz, rüzgâr, etraftaki sessizlik… Benim gibi dururken bile zihni hareket eden biri........

© Analiz