İstanbul, Türkiye Başsavcılığı mı?
Aziz İhsan Aktaş davası, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, örgütlü suç olduğunu değerlendirdiği soruşturmalarda, olağan yetki sahasının dışına genişleyerek, kendiliğinden “Türkiye Başsavcılığı” gibi yetki kazandığını ve görev yaptığını bütün çıplaklığıyla gösterdi. Bu davada olduğu gibi, örgütlü suçlar soruşturulurken, İstanbul’un yetki sahası dışındaki illerde işlenen suçlar da aynı dosyanın içine alınıyor; aramalar, gözaltılar, tutuklama talepleri İstanbul’dan yürütülüyor.
Aziz İhsan Aktaş davasında “örgüt suçu” nitelemesiyle rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve görevi kötüye kullanma gibi farklı yerlerde işlendiği ileri sürülen onlarca suçun “örgüt” şemsiyesi altında tek dosyada toplanmakla birlikte yargılamayı yapan mahkeme, örgüt olmadığına karar verdi. Fakat İstanbul’dan yaklaşık bin kilometre uzaktaki Seyhan Belediyesi’ne ilişkin suçlama da dahil bütün suçların içine toplandığı torba dava, olağan yetkili Adana mahkemesinde değil İstanbul’da görüldü, ayrı yerlerde suç işleyen ayrı sanıklar birlikte yargılandı ve haklarında hüküm kuruldu.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) temel ilkesine göre, bir suçun soruşturma ve kovuşturmasında yetki, suçun işlendiği yer mahkemesine ve cumhuriyet savcılığına aittir. Ancak örgüt suçlarında dikkatle kullanılması gereken bir istisna var. Sistemimizde savcılık “örgüt var” dediği takdirde, kendisinin yetki sahasını Türkiye Başsavcılığı imiş gibi........
