menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ganimet ekonomisinin sosyolojisi: Namuslu’dan Muhsin Bey’e Türkiye’de ahlakın değer kaybı

10 0
15.06.2026

Ganimet ekonomisinin sosyolojisi: Namuslu’dan Muhsin Bey’e Türkiye’de ahlakın değer kaybı

Türkiye’de popülist büyüme rejimi yalnızca siyasetçilerin halka dayattığı bir model değildir. Toplumun önemli bir kısmı da kısa yoldan sınıf atlama, ranttan pay alma, himaye ilişkileri içinde korunma ve üretmeden zenginleşme beklentisiyle bu rejime rıza göstermiştir. Bu yazıda enflasyonist politikalara rıza gösteren bu toplumsal yapının anatomisini dört Yeşilçam Filmi üzerinden anlatmaya çalışacağım. 

GİRİŞ: HIZLI KENTLEŞMENİN YARATTIĞI KİMLİK SORUNU

Bir önceki yazıda Türkiye’nin kronik enflasyonunun yapısal köklerini tartışmıştık. Temel iddiamız şuydu: Türkiye’nin kronik enflasyonu, para politikasının teknik hatalarından çok, potansiyel büyüme hızını artırmadan fiilî büyüme hızını zorlayan tarihsel-siyasal büyüme rejiminin sonucudur.

Bu yazıda ise aynı meselenin toplumsal zeminine bakacağız. Çünkü popülist büyüme rejimi yalnızca siyasetçilerin halka dayattığı bir model değildir. Toplumun önemli bir kısmı da kısa yoldan sınıf atlama, ranttan pay alma, himaye ilişkileri içinde korunma ve üretmeden zenginleşme beklentisiyle bu rejime rıza göstermiştir. Başka bir ifadeyle, “ganimet ekonomisi” yalnızca yukarıdan kurulmamış; aşağıdan da talep edilmiştir.

Bu toplumsal rızanın kökleri hızlı ama çarpık kentleşme sürecinde aranmalıdır. Türkiye’de milyonlarca insan tarım ekonomisinin normatif ahlakıyla şekillenmiş olarak köyden ve kasabadan kente taşındı. Fakat bu kitleler sanayi ve kent ekonomisinin gerektirdiği meslek, hukuk, sözleşme, zaman disiplini, liyakat ve anonim kurumlar dünyasına yeterince dahil edilemedi.

Burada köylü insan kötüdür, kentli insan iyidir gibi kaba ve yanlış bir ayrım yapmıyoruz. Mesele insanın ahlaki değeri değil, içinde yaşadığı üretim biçiminin normatif ahlakıdır. Tarım ekonomisinin ahlakı aile, akrabalık, komşuluk, cemaat, yüz yüze denetim, yerel itibar ve kişisel sadakat üzerine kuruludur. Kent ve sanayi ekonomisinin ahlakı ise meslek, uzmanlık, sözleşme, hukuk, liyakat, vergi ahlakı, zaman disiplini ve kurumsal güven ister.

Türkiye’de sorun şu oldu: Köyün dayanışması çözüldü; ama kentin hukuku ve meslek ahlakı yeterince kurulamadı. İnsanlar şehirde yaşamaya başladı, fakat çoğu zaman köy-kasaba normlarıyla var olmak istedi. Normal şartlarda bu mümkün değildir. Fakat hemşeri ağları, cemaatler, siyasi patronaj ilişkileri, belediye düzenleri ve mafyatik yapılar, insanların kentte üretime katılıp köy-kasaba ilişki biçimleriyle yaşamaya devam etmesine imkân verdi. Böylece kentleşme arttı, fakat kentlileşme aynı hızla gelişmedi.

YEŞİLÇAM’DAN DÖRT FİLM: NAMUSLU BANKER BİLO UYANIKLAR DÜNYASI VE MUHSİN BEY

1980’ler Türk sineması bu dönüşümü çok erken fark etti. Namuslu, Banker Bilo, Uyanıklar Dünyası ve Muhsin Bey bu değişimin dört güçlü aynasıdır. Bu filmler sadece komedi veya dram değildir; Türkiye’de insan tipinin değişimini anlatan sosyolojik belgelerdir.

Banker Bilo’da köyden kopan insanın sınıf atlama hayali vardır. Bilo........

© YeniBirlik