Komünal üretimde pozitif düşünce ve eleştirinin zorunluluğu
Toplumsal bir varlık olarak insan, toplumla komünal ilişkisi sayesinde bilişsel ve pratik yetenek edinen bir ontolojiye sahip. Pozitif düşünce ve özgürlük adına hakiki eleştirinin yaratımlarla açığa çıkması, toplum içinde toplumla birlikte örgütlenmeye muhtaç. Baskı ve sömürü sistemine karşı geliştirilen tüm strateji ve taktiklerin başarısı buna bağlı
İhtiyaçlar toplumsal gelişimin itici gücüdür. Klanlardan enternasyonal birliklere tüm tarihsel oluşumlar toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda açığa çıkarıldı. Bu nedenle ihtiyaçlar ve insanın yaratıcılık potansiyelinin aktive olması arasındaki diyalektik, felsefeden bilime, sanattan teknolojiye tüm yaratım alanlarını kapsayacak şekilde detaylandırılabilir. Fakat buzul çağından günümüzün ekolojik krizine, kastik katil çetelerin saldırılarından modern çağın küresel faşizmine; tüm zorlu dönemlerde insanlık, varlığını ihtiyaç durumundan daha fazlasına sahip olarak, olanaklar yaratarak sürdürebildi. İhtiyaç hali tek başına varlığı sürdürmeye, sorunlara çözüm üretmeye yetmiyor. Çünkü ihtiyaçlar toplumsal enerjinin potansiyel formudur ve bu gizli gücü görecek, sorunlarla bağlantısını doğru bir şekilde kurarak çözüm projeleri geliştirecek, geliştirilen projeleri iyi dizayn edilmiş icatlarla somut yaratımlara dönüştürecek düşünce sayesinde aktive olur. Kaba bir benzetmeyle işlenecek olursa; araç yakıtlarının ciddi bir potansiyel güç taşıyor olmaları araçları hareket ettirmeye yetmez. Bir benzin at arabası için bir hiçtir; yük olmaktan öteye bir etkisi yoktur. Benzindeki potansiyeli ulaşımda hıza, yük taşımada dayanıklılığa dönüştürecek motorlar gerekir. Bu motorlar sayesinde su buharı, kömür, fuel-oil ve benzeri kimyasallar taşıdıkları potansiyel enerjiyi aktifleştirme imkanı bularak birer yakıta dönüşür. İşte, ihtiyaçları ve sorunsallıkları yaratıcı çözüm gerekçesine dönüştüren o toplumsal güce en genel anlamıyla pozitif düşünce deniyor. Yapıcı ve yaratıcı nitelikleriyle pozitif düşünce toplumsal özgürlük güçleri ve devrimci mücadele için hiçbir koşul altında taviz verilmemesi gereken temel bir değeri ifade ediyor. Pozitif düşünce, sömürü sistemine karşı mücadeleden yoldaşlarla yeni yaşamı inşaya, devrimci mücadelenin her boyutunda dikkate alınması gereken bir zorunluluk.
Etkisini, taşıdığı yaratım gücünden alıyor. Pozitif düşüncenin canlılığı yaratıcı ve üretken karakterinden geliyor. Bu yönüyle, her durumda........
