menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’deki Müslümanlara ictihat kapısını açan öncü fakih: Hayrettin Karaman

33 0
24.07.2026

Türkiye’deki Müslümanlara ictihat kapısını açan öncü fakih: Hayrettin Karaman

Zaman, biteviye akan ve akarken de değdiği her şeyi dönüştüren mukadder bir nehirdir. Bu nehrin kıyısında durup, değişen dalgalara karşı İslam’ın ebedî ve ezelî hakikatlerini taptaze bir solukla haykırmak, yalnızca büyük zekaların ve adanmış ruhların harcıdır. Modernitenin sarsıcı fırtınalarla zihinleri kuşattığı, gelenek ile gelecek arasında aşılmaz duvarların örülmeye çalışıldığı bir dönemde; bir muhafız gibi köklere sadık, bir kaşif gibi ufka açık durabilmek…İşte bu kutlu duruşun modern Türkiye’deki en cesur temsilcilerinden biri, ömrünü Müslüman Türk milletinin “Müslümanca bir fikrî uyanışına” vakfetmiş olan muhterem hocamız Prof. Dr. Hayrettin Karaman’dır.

O, arkasında bir kütüphane dolusu eser bırakan bir akademisyen olmanın çok ötesinde, bu topraklarda “Müslüman kalabilme”nin ve hayatı İslam’a göre tanzim edebilmenin önemli rehberlerindendir. İslam’ın donmuş bir tarihsel kesit değil her çağda yaşanabilecek bir hayat nizamı olduğunu savunan hocamız, ömrünü Müslümanlara en çok ihtiyaç duydukları meselelerden birini hatırlatmaya adamıştır: İctihat

İslam, Kur’an’ın da ifade ettiği üzere kemâle ermiş bir dindir. Ancak bu kemâl, kuralların donup kalmasında değil, hayatın her anının, her yeni meselesini kuşatabilecek bir esnekliğe ve derinliğe sahip olmasında saklıdır. İctihat, işte bu dinamizmin, İslam’ın zaman ve zemin üstü vasfının en büyük teminatıdır.

Cumhuriyet sonrası Türkiye’sinde ilmin, fıkıh anlayışının ve dini hayatın yeniden nefes alıp dirilme mücadelesinde Hayrettin Karaman Hoca’nın yeri yadsınamaz bir gerçekliktir. Onu anlamak, sadece bir şahsı anlamak değil, aslında bir dönemin sancısını, arayışını ve yeniden var oluş mücadelesini anlamaktır.

Türkiye Müslümanları, imparatorluktan cumhuriyete geçiş sürecinde büyük kırılmalar ve radikal sosyo-kültürel değişimlerin gölgesinde derin bir fetret dönemi yaşadı. Modern dünyanın dayattığı finansal sistemler, tıbbî gelişmeler, hukukî yapılanmalar ve toplumsal ilişkiler karşısında geleneksel fıkıh birikimi, donuklaştırılmış kalıplarla sunulduğunda yaşanan dünya ile arasındaki uçurum nedeniyle hayatın dışına itilip sadece kara kaplı kitaplara hapsedilerek “saf dışı” kalma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. İşte böyle bir sürecin ortasında hocamızın, fıkıh usulünden sapmadan içtihat müessesesini işleterek yeni çözümlerle “fıkhı hayatın içine çekme” gayreti son derece “hayatî bir katkı” olmuştur.

İnsanlık tarihi boyunca şartlar, araçlar, iktisadî ilişkiler ve toplumsal yapılar sürekli değişir. İslam’ın ilk asırlarındaki ticarî meseleler için üretilen çözümler, bugün dijital dünyada karşımıza çıkan blockchain teknolojisini veya yapay zekanın mülkiyet haklarını çözmeye yetmeyebilir. Şayet dini sadece geçmiş asırlarda yapılan ictihatların literal taklidine hapsedersek, dini hayattan koparır; modern dünyanın karşısında Müslümanı çaresiz ve çözümsüz bırakırız. İctihat kapısının kapalı olduğunu savunmak, farkında olmadan İslam’ın çağlar üstülük........

© Yeni Şafak