Türkiye-ABD ilişkilerinin 100. yılına doğru
Türkiye-ABD ilişkilerinin 100. yılına doğru
Türkiye Cumhuriyeti’nin ABD ile resmi diplomatik ilişkilerinin başlatıldığı 17 Şubat 1927 tarihinin 100. yıldönümüne yaklaşıyoruz. İletişim Başkanlığı’nın 81. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında organize ettiği sempozyumda, iki ülke arasındaki ittifak ilişkisini farklı açılardan değerlendirdik. Konferansta benim açımdan öne çıkan tema, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin birçok meydan okumayı ve zorluğu ortak menfaatler doğrultusunda aşma iradesini ve kapasitesini göstermesi oldu. Cumhuriyet döneminin hemen başında ve Lozan Anlaşması bağlamında imzalanan Dostluk ve Ticaret Anlaşması’nın Amerikan Senato’su tarafından onaylanmaması, diplomatik ilişkilerin karşılıklı diplomatik notalar vasıtasıyla kurulmasını mecbur kılmıştı. Bu da aslında daha başından itibaren Amerikan Kongresi ile Amerikan yönetimleri arasında Türkiye konusundaki farklı politikaların yapısal bir temeli olduğuna da işaret ediyor.
Sempozyumun açılış konuşmasında İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın ve sonrasında da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Türk-Amerikan ilişkilerinin kritik önemine dikkat çeken konuşmaları, küresel ve bölgesel krizlerde iki ülkenin politikalarının ister istemez birbirlerini hayati biçimde etkilediğinin farkında olan mesajlarla doluydu. Fidan’ın daha önce de gündeme getirdiği bölgesel sahiplenme kavramına tekrar vurgu yapması dikkat çekti zira Mekke Anlaşması bağlamında öne çıkan tartışmalar bu çerçevede anlaşılmaya devam ediyor. Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan’la birlikte bir güvenlik ittifakı oluşturma çabasının ilk adımlarını atması Washington’ın dikkatini çekiyor.
Trump yönetimi ve birçok uzman bu tür oluşumları Amerika’nın bölgede daha az maliyet ödemesini sağlayacak olumlu çabalar olarak görürken elbette şüpheyle yaklaşanlar da var. Bu türden bir ittifakın İsrail veya İran karşıtı bir........
