menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Selamsız ve sevgisiz bireylere dönüşürken...

62 0
28.04.2026

İlk gençlik yıllarında okuna okuna ezbere alınmış mısralar, ahir ömürde anlamın yol haritası, anlamın iksiri, anlamın tertipleyicisi oluyor.

 Ne hasta bekler sabahı/ Ne taze ölüyü mezar/ Ne de şeytan bir günahı/ Seni beklediğim kadar. 

Necip Fazıl’ın “Beklenen” şiirini ilk gençlik yıllarında okurken “Ne de şeytan bir günahı” mısraında dururdum.

Yaş kemâle erince “Ne taze ölüyü mezar” mısraında durmaya başladım. Topraktan gelip toprağa gidişin güzergâhı ve insanın aidiyet zincirinin, başladığı yerde bitişi... Doğarken bekleniyoruz. Giderken de bekleniyor olmak, bilmem neden, bana teselli gibi gelmeye başladı.

28 Ekim’de babamın gitmiyor gibi gidişinden 16 gün sonra Hicaz yoluna düşünce, her zaman bana eşlik eden “hava alanı yalnızlığı” bu defa taze ölüyü bekleyen mezar imgesi ile yer değiştirdi.

Babamın ardından bir teselli olarak sığındığım umre ziyaretinde babam sanki hac anılarıyla hep bizimleydi. Mesela Medine’de Pakistan asıllı bir zat ile sanki kâlûbelâ’dan bu yana tanışıyorlarmış da bu tanışıklığı hiç unutmamışçasına musafahalaşmalarını anlattığı sahne. 

Babamın tekrar tekrar anlattığı bu sahneyi her defasında aynı duygu ile yorumlamış, Arapçanın yurdunda Arapça iletişim kurabildiğinden babam için bu sahne unutulmaz olmuştu herhalde, diye düşünmüştüm. Böyle düşünmemim sebebi şu: Yıllar........

© Yeni Şafak