İlber “hoca”
Üzgünüz elbette…
Ağaçlar ayakta ölürmüş… O nedenle insanlar ile ağaçlar birbirine benzer. Dışardan bakınca öldükleri anlaşılmaz. Önce yaprakları dökülür, dalları çıplak kalır sonra bir sabah yıkılıverirler… Çoğunlukla kuvvetli kuzey rüzgârlarına; kara, tipiye, boraya dayanır da, bir bahar yeline aldanıp yere serili verirler… Genellikle de bu "son yel" in esmesini beklerler…
İlber hoca bizim gençlik günlerimizdin bir figürü idi… Aklı başında konuşmaları, aslında her sözü nasihat niteliğinde bize ulaşan, toplumun analizini yapabilen, öğrencilerine karşı gösterdiği kararlı tutumu ile örnek bir insandı. Sadece Celal hoca ile veya Fatih Altaylı ile değil, pek çok insanla dost ve barışıktı… Zaman zaman bundan ötürü eleştirilir; ortama güler geçer; kendisinden emin tavrı ile sözlerinin anlaşılmasını beklerdi. Kaba gücü desteklemez her şeyi sulh yolu ile ve zamana bırakarak halletmeye çalışırdı. Araya yıllar girdi. Tanış olmanın dışında dinleme ve birlikte olma şansını yitirdik.
Neyse ki Fatih Altaylı onu sık, sık televizyon programlarına çıkardı da, sohbetinden bilgisinden mahrum kalmadık. Bundan böyle kitapları, anekdotları ve programlarından kısa görüntüleri ile avunacağız.
Bir müddet herkes onunla ilgili programlar yapacak, anılarını........
