Çiftçi üretemezse
Çiftçiye destek vermeyip, ithalatın âdeta bir silah gibi kullanılması çiftçinin üretememesine, üretse de maliyetinin çok altında satmasına neden oluyor. Emeğinin karşılığını alamıyor.
Mazot fiyatlarının 100 lirayı aşması, gübre fiyatlarının yüksek olması, çiftçinin üretememesine ve tarım alanlarının boş kalmasına sebep olurken, “çiftçi üretemezse Türkiye aç kalır” diyenleri doğruluyor.
Yatırım ve üretim politikasının uygulanmaması yerine paradan para kazanma yolunun seçilmesi bankaların kârlarını büyütürken, sanayici, esnaf çiftçiyi çok zor durumda bırakıyor.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği, her ay üretici market fiyatlarındaki farklılıklarla girdi maliyetlerinde yaşanan değişimleri yayımlıyor. Ağustos ayında yayımlanan raporda, üretici ile market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 748,4 ile limonda görülmüştü. Limondaki fiyat farkını yüzde 380,3 ile havuç, yüzde 377,9 ile elma, yüzde 240,9 ile kabak ve yüzde 239,4 ile yeşil soğan takip etmişti.
Yani, limon üreticiden tüketiciye gelene kadar fiyatı 8,5 kat artıyor. Elma ve havuç 4,8 kat, kabak ve yeşil soğan 3,4 kat fazlaya satılıyor. Çiftçi kazanmıyor, aracılar ve market kazanıyor.
Bu durumu tek başına mazot fiyatlarının yüksekliği ile izah etmekte mümkün değil.
Yıllardır bu farkın temel sebebinin Hâl Kanunu’nun çıkmaması olduğu hep söyleniyor. Ama nedendir bilinmez bir türlü bu kanun çıkmıyor.
ÇİFTÇİNİN SESİNİ DUYURAN YOK
Memur, işçi ve emeklilerde olduğu gibi sendikalar, dernekler sessiz kalıp feryatları duymazken vatandaşlar seslerini eylem yaparak duyurmaya çalışıyor. Bu insanların maaşlarından kesilen primlerle sendikacılık ve dernekçilik yapan STK temsilcileri ise maalesef yan gelip yatıyorlar.
Tarlasına binbir güçlükle ürünü eken, aylarca........
