Bağırsaklar ve bağırsak florasının önemi (2)
Kötü sindirilen karbonhidratlar, “Anormal bağırsak florası tarafından kullanılıp alkole, asetaldehite ve diğer toksinlere dönüştürülür”. Yağlar sindirilemediği için, yağ da çözülebilen “Son derece önemli”, A-D-E- K vitaminleri ve omega-3 gibi, temel yağ asitleri eksik kalır. Diğer sindirilemeyen yiyecekler ise, sindirim yolunda çürür ve “Tüm vücuda zararlı toksinler haline gelir”.
Süt ve buğday proteinlerinin sindirimi anlatmaya çalıştığım kötü sindirim sürecine en iyi örnektir. Protein sindirimi, birinci aşaması mide de olmak üzere, iki aşamada gerçekleşir. Mide duvarı tarafından üretilen sindirim sıvıları, süt ve buğday proteinlerini peptitlere ayırır. Ancak peptitlerin bazıları, "Kazomorfin" ve "Glütenomorfin" adı verilen, uyuşturucu olarak bildiğimiz “Morfin benzeri kimyasal yapılara” sahiptir.Bu süreç normal olarak her insan da meydana gelir. Eğer “Bağırsak florası normal çalışıyor ise” hiç bir zararı da yoktur. Mideden bağırsağa geçen peptitler, orada pankreas sıvılarına maruz kalırlar. Burada sindirimin ikinci aşaması gerçekleşir.
Bağırsaktaki başlıca sindirim ve özümseme hücrelerinden olan, Entrositlerin villuslarının üzerinde bulunan, “Peptitaz adlı enzimler” tarafından parçalanan peptitler, emilmek üzere bağırsak duvarına gönderilir.
Bağırsak florası bozuk olan kişilerde, entrositlerin zayıflığı nedeniyle peptitlerin parçalanma aşaması gerçekleşmez. Sonuç olarak vücut için zararlı kimyasallar olan, kazomorfinler (kazein) ve glütenomorfinler (glüten) hiç bir değişikliğe uğramadan kana karışarak, özellikle bağışıklık sistemi ve beyin fonksiyonlarını bozarlar.
“Bu olayda gösteriyor ki, dengeli bir bağırsak florası olmadığı takdir de yiyeceklerin normal sindirimi ve emilimi mümkün değildir”.
Sağlıklı bir bağırsak florası proteinleri sindirir, karbonhidratları fermente eder, yağları ve lifleri parçalar. Bağırsaktaki faydalı bakteri faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan vitaminler, mineraller ve pek çok diğer besin maddelerinin, bağırsak duvarından kan dolaşımına geçişi de “Bağırsak florası sayesinde” gerçekleşir.
Bir insanın “Bağırsak florası bozulmuş, hasar görmüş ise”, dünyanın en kaliteli gıda maddeleri ile beslense dahi “Sindirim tam ve eksiksiz olamayacağı için”, bu insan vücudu mutlaka besin yetersizliği çekecektir. Bu nedenle de özellikle bağırsak florası bozuk kişilerde, kalsiyum, magnezyum, çinko, demir, bakır, selenyum, manganez, sülfür, fosfor, potasyum, B 1, B 2, B 3, B 6, B 12, A, C, D vitaminleri, folik asit, pantotenik asit ( B 5 vitamini), Omega 3, Omega 6, Omega 9 yağ asitleri gibi mikro gıda eksiklikleri ortaya çıkmaktadır.
Bu besinler ise bağışıklık sisteminin, beynin ve vücudun diğer organ, doku ve sistemlerinin gelişimi, tamiri ve muntazam çalışabilmesi için gerekli olan en önemli besinlerdir. Otizm, anemi, astım, alerjiler ve sinirsel hastalıklardan, kansere kadar “Pek çok hastalığın temelinde bağırsak florası bozukluğu olup olmadığı mutlaka dikkate alınmalıdır”.
Netice olarak sağlıklı ve uzun bir ömür geçirmek istiyorsak, sindirim sistemimizin, özellikle bağırsaklarımızın muntazam çalışır durumda olmasının şart olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca hazımsızlık, şişkinlik, ishal ve kabızlık gibi şikayetlerin bağırsak florası bozukluğu göstergesi olduğu dikkate alınmalı ve beslenme düzeni duruma göre değiştirilmelidir.
