Dijital savaş çağı ve Türkiye
Son günlerde Türkiye hava sahasını ihlal eden insansız hava araçları, Karadeniz’de savaş gemilerini vuran deniz droneları ve İsrail’in son yıllarda gerçekleştirdiği nokta atışı drone saldırıları tek bir gerçeği gösteriyor. Savaş artık cephede yapılmıyor.
Ukrayna, küçük ve ucuz dronelerle milyarlarca dolarlık savaş gemilerini devre dışı bırakıyor. Hava savunma sistemleri yetersiz kalıyor. İsrail, hedefi saniyeler içinde tespit edip vuruyor. Asker sahada değil, teknoloji masada.
Bugün savaş, bir askerin tetiği çekmesiyle değil; bilgisayar başındaki bir teknoloji uzmanının bastığı tuşla başlıyor.
Eskiden savaş gücü tankla, topla, asker sayısıyla ölçülürdü. Bugün küçük bir insansız hava aracı, pahalı bir savunma sistemini devre dışı bırakabiliyor.
Birkaç bin dolarlık bir drone, milyonlarca dolarlık hedefi vurabiliyor.
Üstelik bu saldırılar tek tek yapılmıyor. Aynı anda onlarca, hatta yüzlerce drone birlikte hareket edebiliyor. Savunma sistemleri hangisine karşılık vereceğini şaşırıyor. Bu yüzden klasik hava savunması giderek etkisini kaybediyor.
Bu sistemler sadece görüntü toplamıyor.
Uydu fotoğrafları, drone kameraları ve istihbarat bilgileri aynı anda bilgisayarlarda toplanıyor. Bu veriler, önceden tanımlanmış kurallara göre hızla karşılaştırılıyor.
Hangi hedefin daha tehlikeli olduğu, hangisine önce müdahale edileceği saniyeler içinde belirleniyor. Çoğu zaman insanın ayrıntılı değerlendirme yapmasına gerek kalmıyor. Karar süreci hızlandıkça insan geri planda kalıyor.
Bir hedef vurulduğunda artık şu sorunun cevabı net değil. Kararı kim verdi. Komutan mı? Yazılımı kullanan operatör mü? Sistemi tasarlayan mühendis mi?
Bu belirsizlik, savaş hukukunu da zorluyor. Çünkü klasik savaşta sorumluluk nettir. Dijital savaşta ise karar zinciri parçalanıyor.
Bugün savaş sadece yerde ve havada yapılmıyor. Uydular savaşın merkezinde. Haberleşme, hedef tespiti ve erken uyarı tamamen uzaya bağlı.
Bir ülkenin uyduları devre dışı bırakıldığında, savaşma kabiliyeti ciddi biçimde zayıflıyor. Bu nedenle büyük devletler artık uzayı da bir savaş alanı olarak görüyor.
Savaş bazen tek bir kurşun atılmadan da kazanılabiliyor. Elektrik şebekeleri, bankalar, haberleşme sistemleri hedef alınabiliyor. Bilgisayar ağları kilitlendiğinde şehirler felç olabiliyor.
Bu tür saldırılar, cephede değil; bilgisayar başında yapılıyor. Etkisi ise sahada hissediliyor.
Türkiye bu yeni savaş düzeninin tam ortasında bulunuyor. İnsansız hava araçları ve savunma sanayiinde önemli bir birikim var. Ancak dijital savaş sadece araç üretmek değildir.
Veriyi korumak, sistemi yönetmek, karar süreçlerini kontrol etmek en az silah kadar önemlidir. Aksi hâlde........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar