menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Nebevi Ahlak”ı hayatımıza taşıyalım! Yaşayalım yaşatalım! (2)

64 0
04.09.2026

“Nebevi Ahlak”ı hayatımıza taşıyalım! Yaşayalım yaşatalım! (2)

Birlik ve beraberliğin maddî ve manevî gücü

Fetihlerde gösterilen muazzam başarının arkasındaki sır neydi? Çöl şartlarında yetişmiş, teknik ve ekonomik bakımdan dönemin imparatorluklarının çok gerisinde olan bir topluluk, nasıl oldu da dünyanın kaderini belirleyen bir güç haline geldi?

Bu sorunun cevabı, Peygamberimizin inşa ettiği “Kardeşlik Hukuku” ve “Tevhid Birlikteliği”nde yatmaktadır. İslam öncesi Arabistan Yarımadası kabile asabiyetine dayanan, kan davalarının hiç bitmediği, parçalanmış ve dağınık bir yapıya sahipti. Resûlullah, Evs ve Hazreç gibi asırlardır birbiriyle kavgalı olan kabileleri Ensar kılmış; Mekke’den gelen Muhacirler ile Ensar arasında kurduğu “Muâhât” (Kardeşlik) müessesesiyle insanlık tarihinin en güçlü toplumsal dayanışma modelini ortaya koymuştur. Bu birlik ruhu, Ashab-ı Kiram’ın benliğini tamamen kuşatmıştı. Onlar, şahsi menfaatlerini, kabile taassuplarını ve dünyevi ikbal beklentilerini tek bir gaye uğruna kenara bırakmışlardı: Allah’ın dinini, O’nun adaletini ve merhametini yeryüzündeki tüm insanlara ulaştırmak (İ’lây-i Kelimetullah). Hadis-i şerifte yer alan ilahi ikaz, bu birliğin ne kadar hayati olduğunu açıkça ortaya koymaktadır:

“Rabbimden ümmetimi umumî bir kıtlıkla helak etmemesini ve dışlarından bir düşmanı üzerlerine musallat edip köklerini kazımamasını istedim... Rabbim buyurdu ki: ‘Onları umumi bir kıtlıkla helak etmeyeceğim. Dünyanın dört bir yanındakiler toplanıp üzerlerine gelseler dahi, dışarıdan bir düşmanla yok olmayacaklar. Ancak onlar kendi aralarında birbirlerini helak edecek, birbirlerini esir edeceklerdir’” (Müslim).

Bu nebevî ikaz bize gösteriyor ki; Müslümanlar kendi aralarında birlik ve beraberlik içinde hareket ettikleri sürece,........

© Yeni Akit