menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD-İsrail’in İran’a açtığı savaş bekledikleri ‘zafer’i getirecek mi?

78 0
08.03.2026

Amerika Birleşik Devletleri ve onun İslam dünyasının kalbindeki ileri karakolu İsrail, 28 Şubat sabahı başlattıkları İran ve ardından güney Lübnan harekâtında ikinci haftaya girildi. Şimdilik taktik üstünlüğü sağlamış görünüyorlar: Bazı askeri tesisleri vurdular, İran’ın üst lider kadrosunu –Dinî Reis Ayetullah Ali Hamaney, Savunma Bakanı Aziz Nasirzade, ordu komutanları vs.- yok ettiler, konvansiyonel güçlere ağır darbe indirdiler. (Eski cumhurbaşkanlarından Ahmedinejad’a yönelik suikast girişimi başarısız oldu.) Bombardıman bu satırların kaleme alındığı 7 Mart günü giderek şiddetleniyordu. İran bunlara Telaviv başta olmak üzere İsrail şehirlerine ve Körfez ülkelerindeki ABD üslerine yönelik füze ve dronlarla cevap vermeye çalışıyor ama füze stoklarını ilk elde bitirmek istemediği için idareli kullandığı anlaşılıyor. Zira öyle görünüyor ki bu savaş tıpkı Rusya-Ukrayna Savaşı gibi aylarca belki yıllarca uzayacak. Trump ise İran’ın kayıtsız şartsız teslimini ve kendilerinin onaylayacağı –dinî de olabilir- bir liderin Venezuala örneğinde olduğu gibi hükümetin başına geçmesini şart koşuyor ama bu haysiyet kırıcı şartları İran’ın kabul etmesi şimdilik zor görünüyor.  Ancak 2001 Afganistan ve 2003 Irak tecrübeleri de gösteriyor ki, bu tür hızlı ve ani başarılar peşinen kalıcı zaferi garantilemiyor. Taktik olarak kazanıyor gibi görünüyorsunuz ama uzun vadede stratejik olarak kaybedebiliyorsunuz. Süreç ister istemez tahminlerin hilafına uzuyor ve amaçlanmayan sonuçlar doğuruyor. Irak’ta DAEŞ’in, Afganistan’da Taliban’ın zuhuru gibi. Bu sefer de onlarla mücadele etmeniz gerekiyor. Zaten Soğuk Savaş........

© Yeni Akit