Tarikat-hakikat ve cemaat gerçeği (2)
Tarikat-hakikat ve cemaat gerçeği (2)AHMET MARANKİ
Bediüzzaman tarikat ve tasavvufu İslam hakikatlerinin yaşanmasında nuranî birer yol olarak görür. Ancak o, yaşadığı dönem ve bugünkü içinde bulunduğumuz asrın şartları sebebiyle tarikat yerine kendi aldığı eğitim ve Meşreb doğrultusunda felaket felaket asrın, helal ile haramın karıştığı, günahların dizboyu olduğu bu zamanda insanların ihtiyacı olan doğrudan Kur’an’dan süzülen iman hakikatlerine ve hakikat mesleğine ağırlık vermiştir!
ÇÖZÜMLERE İLİM VE FEN NOKTASINDA YANAŞMIŞTIR!!!
Meselelere çözüm noktasında kainat kitabını ilim ve fen noktasında okuyup değerlendirme ve akılları gözlerine inenlere ispat noktasında iki kere iki dört eder derecesindeki
Hakikate binaen hakikatlerin izahını anlatma yolunu seçmiştir!!!
Tasavvuf ve tarikatı, kalbi inkişaf ettiren, imanî zevkleri ve ahlakı güzelleştiren hakiki birer manevî merci olarak kabul eder.
Ehl-i tarikat olan samimi bir müminin, inancını daha kolay muhafaza edebileceğini belirtir.
Tarikatlara karşı düşman tavır almaz; aksine onların geçmişteki ve günümüzdeki iman hizmetlerine saygı duyar.
Hakikat Mesleği ve Farkı:
Kendi metodu olan Risale-i Nur yolunu, “tarikat berzahına (köprüsüne/engel çıkmazına) girmeden» doğrudan Kur’an’dan alınan bir hakikat mesleği olarak tanımlar.
Tarikattaki uzun seyrüsülûk (manevi yolculuk) ve çileli merhaleler yerine, tefekkür yoluyla marifetullaha (Allah’ı bilmeye) ulaşmayı hedefler.
Bu yolu “hakikatin incizabı” yani cazibesi ve doğrudan Kur’anî imdat olarak nitelendirir.
“Zaman Tarikat Zamanı Değildir” Anlayışı:
”Zaman tarikat zamanı değil, belki iman kurtarmak zamanıdır” diyerek önceliğin ilim ve fen noktasında insanlığı aydınlatarak imanı tahkiki bir şekilde kazanmayı teşvik eden yolu........
