İÇİMİZİN SOĞUKLUĞU VE MANEVİ HAYATIN TIKANIŞI
Değerli okuyucularımız herkese dua ve selamla yazıma başlıyorum.Bir mübarek Ramazan-ı Şerif’in son günlerine yaklaşırken içimizi hüzün kaplıyor. Gönlümüz, eski Ramazan’ların sıcak ruhunu ve manevi heyecanını görememekten dolayı biraz soğuk. İçimizdeki bu soğukluk, dış dünyadaki yaşamlarımıza, zamanlarımıza ve mevsimlerimize rağmen değişmedi; manevi hayatımızın bitişi, kalplerimizin dışa yansımasıyla ortaya çıktı.İnsan, iç dünyasını ihmal ettiğinde dışarıya yansıyan bu durum kaçınılmazdır. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz bize şöyle buyurur: “İçinizde iman edenler ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, onlar için bir nur vardır. Allah, onların içinde ve davranışlarında nurunu artırır.” (Tevbe, 9:36, anlam itibariyle)Ne yazık ki, içimizdeki soğukluk ve ilgisizlik, bu nurun eksikliğine işaret ediyor. Ramazan, sadece oruç tutmak veya ibadetleri yerine getirmek değil; kalplerimizi, ruhumuzu, manevi hayatımızı tazeleme zamanıdır.Hz. Peygamber (s.a.v.) buyuruyor: “Mümin, diğer insanların hatalarını gördüğünde kendi hatasını unutan kişiden daha aşağıdır.”Bu söz, hem kendi içimizle hem de manevi hayatımızla hesaplaşmanın önemini hatırlatır. Dünyaya duyulan aşırı sevgi, kalbimizi Allah’tan uzaklaştırır; içimizdeki boşlukları doldurur ve manevi hayatımızı kurutur. Bu yüzden Rabbimizin rızasını kazanacak amellerde samimi olmak, yalnızca ritüel bir ibadet değil, kalbin ve ruhun hayat bulması demektir.Ey insan! İçini dünya sevgisi ile doldurdun da, Allah’a ve ahiretine dair neden samimi değilsin? Niçin kalbinin ateşini, ruhunun nuru ile beslemiyorsun? İşte Ramazan’ın son günleri, bu muhasebe için bir fırsattır.Unutma ki Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Kalpler, ölmekte olan bedenler gibidir. Onları hayata döndürecek şey, Allah’a yönelmek ve O’na itaat etmektir.”İşte bu ay ve günler, ruhumuzu canlandırmak, manevi hayatımızı diriltmek ve kalbimizi nurla doldurmak için bir fırsattır. Dışarıya yansıyan soğukluk ve ilgisizlik, yalnızca bir uyarıdır; kalbimizi ve içimizi gözden geçirmemiz için bir çağrıdır.Ramazan, sadece oruçla değil, samimi tövbe ve içten amellerle, gönlümüzün Allah’a yönelmesiyle güzeldir. Bu kutsal ayın son günlerinde, içimizi temizleyip ruhumuzu aydınlatacak adımlar atmak, hem dünya hem de ahiret için en büyük kazançtır. Ey insan! Artık dur ve kendine sor: Kalbini ne ile doldurdun, ruhunu ne ile besledin? Bu Ramazan’ı, yalnızca bir zaman dilimi olarak değil, hayatını ve ahiretini yeniden şekillendirecek bir fırsat olarak gör. Gecelerini dua ve ibadetle, günlerini iyi amellerle süsle; kalbini merhamet, sabır ve şükürle ısıt. Unutma, dünya geçici, ahiret ebedidir. Şimdi harekete geç, Allah’a yönel ve ruhunu dirilt; geç kalma, çünkü gerçek hayat ancak O’nun rızasında ve senin samimiyetinde saklıdır.
