menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Karşıt görünen tarafların aynı yere hizmet eden provokasyonları

56 0
yesterday

Yaklaşık yarım asırdır Türkiye’ye ve bölgemize musallat olan terör örgütü PKK ve uzantılarının kendilerini feshetmesi ve silah bırakması en çok kime darbe olur? Onları yıllardır ülkemiz ve bölgemiz üzerinde yürütülen emperyalist projelerde kullanan başta ABD, İsrail ve Batı ülkelerine darbe olur, değil mi?

O hâlde soru şu olmalıdır: Türkiye’de “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” projelerine çıldırmışçasına; yalanlarla, iftiralarla saldıran ve bu projeleri itibarsızlaştırmak için her yolu deneyenler kimin için çalışıyor?

Elbette bunlar, söz konusu emperyalist güçlerin darbe almaması için seferberlik hâlinde çalışıyor.

Vatanseverlik maskesi altında böyle bir misyonla karşı çıkanlar olduğu gibi, “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” projelerinde “teröre cephe alma ve terörü bırakma” konusunda muhataplığa çağrılan DEM/PKK içerisinde de söylem ve eylemleriyle, darbe alacak bu emperyalist güçlere hizmet etmeyi sürdürmek isteyenler vardır.

“Terörsüz Türkiye” sürecini zehirlemek için birbirine karşıt gibi görünen aktörlere “Herkes bulunduğu yerde rolünü oynasın” vazifesi verildiği ortadadır.

Ancak aynı güçler, bugün birbirinin karşıtı gibi rol oynayanları, siyasi menfaat ittifakı ve Cumhur İttifakı’nı devirme söz konusu olduğunda yan yana getirebilmektedir.

Bugün “Terörsüz Türkiye” sürecine çıldırmışçasına karşı çıkan Müsavat Dervişoğlu ve Ümit Özdağ gibi siyaset figüranlarını, geçmişte de HDP/DEM ile 2019 ve 2023 yıllarında aynı ittifak içinde yan yana getiren aynı güçtür.

HDP/DEM ile siyasi menfaat ittifakı için yan yana gelenler, DEM’e “Teröre cephe alın. Türkiye partisi olun.” denilmesine çıldırmışçasına karşı çıkıyorsa, burada kime hizmet ettikleri net bir şekilde anlaşılmıyor mu?

İsrail medyasında “Terörsüz Türkiye” süreci başladığında Haaretz gazetesi, “PKK’nın silah bırakması İsrail’in çıkarlarını tehlikeye sokabilir” manşetini atmıştı. SDG-YPG kendini feshettiğinde ise yine İsrail’in Maariv gazetesi, bu gelişmeyi Türkiye ve Erdoğan için “büyük stratejik zafer”, İsrail için ise “stratejik tokat” olarak niteledi. Haaretz gazetesi ise fesih kararının, İsrail’in “parçalanmış ve zayıf bir Suriye” stratejisine darbe vurduğunu belirtti.

Çünkü “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” süreci başlamadan önce SDG/YPG, ABD ve İsrail tarafından bölgedeki emperyalist hedeflerde çok açık bir şekilde maşa olarak kullanılıyordu. Silah yardımı, eğitim ve maddi destek büyük ölçüde bu ülkeler tarafından karşılanıyordu.

Dikkat edin: Dün HDP ittifakının ortakları olan Ümit Özdağ ve Müsavat Dervişoğlu, DEM’e “Teröre cephe alın. Türkiye partisi olun.” denilmesine ve terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’a, DEM Grubu’nda yüzleşerek “Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykır.” çağrısını yapan MHP Lideri ve kadrolarına saldırırken; dört parçalı sözde Kürdistan hayalini sürdüren İsrail güdümündeki bölücüler ise terör örgütü PKK’ya, Öcalan’ın şu çağrıyı yapması nedeniyle saldırıyor:

“PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı ömrünü tamamlamasına yol açtı. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt........

© Türkgün