menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ailevi meselelere dair parçalı bir anlatı izlerken gözüm dekorun duvarındaki afişe takıldı

14 0
26.12.2025

Diğer

T24 Haftalık Yazarı

26 Aralık 2025

Ferdi Çetin’i Galataperform’da keşfetmiştim, 2010’lu yıllarda, “Ev, Mercedes ve Anneler” adlı oyunuyla. İki anne, iki çocuk, bir kaza ve üç ölüm vardı hikâyede, sahnedeki akvaryumlarda kaplumbağa, civciv ve balık… (Hiçbir canlı zarar görmemişti.) Ferdi’nin dil, ses ve anlatı yapısıyla kurduğu enteresan ilişkiyi çok beğenip kendisini hemen radarıma almıştım, o dönem bu kadar özgün bir biçimde tiyatro metni yazan başka çağdaşı yoktu (hâlâ da yok sanırım).

En tanıdık, en küçük ve belki de en sorunlu topluluk, yani aile ve oradaki ilişkiler Ferdi Çetin’in bütün oyunlarında deşip araştırmayı sevdiği bir alan. Fakat 2023 Tiyatro Festivali’nde prömiyerini yapan, bir üçlemenin ilk ayağı olan, “Annemden Kalan Gül Ağacı Masanın Üzerinde Çaydanlık Beyaz Bir İz Bıraktı” ile anne-kız ilişkisine özellikle resmen mikroskopla bakmıştı. Yazar bir anne ve onun edebiyat akademisyeni kızının sorunlu ilişkisi üzerinden aynı zamanda şehirli olmaya, entelektüel olmaya, İstanbul’a, akademiye, pandemiye ve hatta çevre meselelerine dair birçok şeyi çok özgün bir dille söyleyen oyunu özellikle anne-kız ilişkisini işleme şekli açısından çok başarılı ve kendime yakın bulmuş ve İngilizceye çevirmiştim.

Şöyle bir gerçek var: Ev dışında bir hayatı olan, çalışan, üreten, kariyer yapan, özellikle de yaratıcı kadınların kız çocuklarıyla çetrefilli ilişkileri oluyor; çünkü kendileri gibi bağımsız, özgür düşünebilen kızlar yetiştiriyorlar ve yetişkinlikte ataerkil düzende tek başına ayakta kalmayı başarabilmiş bu kadınlar, kafaları fazla çalıştığı için de doğal olarak birbiriyle çatışıyor. Ferdi’nin bir erkek yazar olarak bu ilişkideki nüansları bu kadar doğru yakalayabilmesine hayran kalmıştım. Oyunun uluslararası kariyeri henüz başlamadı fakat bu arada Ferdi Çetin üçlemenin ikinci oyununu yazdı: “Televizyonun Karşısında Özel Mülkiyetin Kökeni Üzerine Düşünürken Uyuyakalmışım, Babamın Sesine Uyandım”. Oyun, bu yılki Tiyatro Festivali’nde, kasım ayında prömiyerini yaptı, 27 Aralık’tan itibaren de Alan Kadıköy’de sezon tiyatro seyircisiyle buluşmalarına başlayacak.

Ferdi Çetin üçlemenin ikincisinde bu kez de karşı cins ebeveyn ve çocuğa, baba-oğul ilişkisine odaklanıyor. Akademiyi, hayallerini ve devrim ideallerini terk etmiş genç bir sanatçı adam, İstanbul’da sığındığı, eşinin babasına ait bir stüdyo, eşiyle pamuk ipliğinde bir ilişki, yurt dışındaki meslektaşlarına derdini anlatmaya çalıştığı zoom toplantıları, sahil kasabasında genç bir sevgili, yaşlanan ve hafızasını........

© T24